Ölü Balıklar
26 Şubat 2026

Kim mırıldanıyor bu metinlerde?

Bu kısa, bilinçakışı metinler, herhangi bir seansın herhangi bir anında karşımdaki koltukta oturan hastalarımdan duyduğum ve beni etkileyen bir cümlenin peşine takılmaya karar verdiğimde ortaya çıkmaya başladı. Kendimi onların yerine koymaya gayret ettim hep. Husserl’in ‘yaşam dünyası’ adını verdiği ve kişinin bilerek bilmeyerek dünyayla ve kendisiyle ilişkisinde inşa ettiği dünyanın içine girmeye çalışıp kısacık ve kısık sesle mırıldanmaya çalıştım, çalışıyorum her terapi seansında. 

Hiç kimsenin hiçbir sırrını ele vermiyorum bu metinlerde. Sonuçta amacım herkesin dedikodu merakıyla izlediği diziler yapıp milyonlar kazanmak değil. Edebi bir metin inşa etmekten ve birilerinin ruhuna dokunmaktan başka hiçbir amacım yok.

***

Ölü Balıklar

Kocamın benden uzaklaştığını hissediyorum. Benden koptu ve tekrar ailesine geri döndü sanki. Benden çok onları düşünüyor. Benim ihtiyaçlarım değil, onların ihtiyaçları daha önemli. Yalnız hissediyorum kendimi. Korkuyorum beni terk etmesinden. Bunun olacağını biliyordum sanki. Hem beni hâlâ seviyor olsa neden porno izlesin ki? Saçmaladığımın farkındayım. Geçmiş korkularım uyandı bu hafta. 

Dün gece bir rüya gördüm. Neredeyse bütün çocukluğumu geçirdiğim anneannemle dedemin evine gidiyorum. Bir de bakıyorum, evde değiller. Üstelik ev boşaltılmış ve başka bir yere taşınmışlar. Salonun ortasında içinde beş altı tane kırmızı balığın yüzdüğü cam bir fanus var. Onu yanlarına almamışlar, ama dedem arada gelip balıklara bakıyormuş. Fanusun içindeki su o kadar kirlenmiş ki, balıkları gözükmüyor bile. Çok üzülüyorum. Suyunu değiştiriyorum, yemlerini veriyorum, fanusu temizliyorum. Bu arada birkaç balık ölmüş bile. Sanki bir parçam ölmüş gibi hissediyorum kendimi. Büyüdüğüm ev yok olup gitmiş. Neden diyorum kendi kendime, dedem niye bırakmış ki bu balıkları burada?

ÇOK OKUNANLAR