“Hepimiz Mashenka’yız”… İki aydır Rus sosyal medya platformları, fırıncı Denis Maksimov’un, Mashenka adlı fırınının, ağır vergi, yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamında ayakta kalma mücadelesini destekleyen bu “hashtag”le dolup taşıyor.
Güney Afrikalı 4 genç uçaktan inip aileleriyle kucaklaşıyor. “Yakın koruma” olarak yetiştirilip iş verileceği vaadiyle Rusya’ya götürülen gençler, sözleşmeli asker olmaya zorlanarak Ukrayna cephesine sürülmüşler.
Sıradan genç Avrupalılar, bazı NATO ülkelerinde, Birbirleriyle ilişkili gibi görünen sabotaj eylemlerinde yer alıyor ve bu kişilerin Rus istihbaratına aracılık yapan kriminallerle, eski paralı askerlerle ilişkisi ortaya çıkıyor.
Bunlar dünyanın üç süper gücünden biri olan Rusya ile ilgili bazı güncel manzaralar… Ukrayna savaşı sadece Ruslar’ın günlük hayatını değil, Rus devletini de derinden etkiliyor. Rusya bir süper gücün kurumsal kapasitesini kullanarak değil, bir mafya örgütünün yeraltı faaliyetini andıran yöntemlerle, etrafına korku salarak, küresel paylaşım mücadelesindeki yerini korumaya çalışıyor.

Rus ekonomisi savaşı finanse etmekte zorlanıyor
Rusya 2014 Şubatı’nda Kırım yarımadasını işgal ettiğinde, Ukrayna da Batı da hareketsiz kalmıştı. Uygulanan kısmî yaptırımlar Rusya’yı fazla etkilemedi. 24 Şubat 2022’de Rusya, Ukrayna’da büyük çaplı yeni bir işgal başlattı. Bu kez hem Ukrayna sert karşılık verdi hem de Batı, Ukrayna’ya silah, uzman, istihbarat ve mali destek sağladı.
Geçen hafta dört yılını geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında, Rus ordusu, hem cephede istediğini tam olarak elde edememiş, hem de büyük kayıplar vermişti. Bu süreçte savaş ülkedeki hayatın en önemli belirleyenlerinden biri haline gelmişti.
Le Monde’a göre, şu anda Rusya’nın Savaş bütçesi, tüm kamu harcamalarının yüzde 40’ını oluşturuyor. Rusya milli gelirinin yüzde 4,5’u civarında bir bütçe açığı yaratıyor. Putin, içeride yapacağı harcamalar için durmadan vergi salıyor. Döviz ihtiyacını giderebilmek için ise, yaptırımlara ve düşen petrol fiyatlarına rağmen, petrol gelirini belli bir seviyede tutmaya çalışıyor. Bulabildiği kadar da borç alıyor. Rusya’nın dış borcu 20 yıldır ilk kez 60 milyar doları aşmış durumda.
İşte fırıncı Denis Maksimov, bu ortamda sesini Putin’e duyurabildiği için bir kahraman muamelesi gördü Rusya’da. Putin her yılın sonunda televizyondan yayınlanan bir “Açık Hat” basın toplantısı yapıyordu. Toplantıda, Putin’in uzun konuşmasından sonra, dikkatle seçilen gazeteciler ve sade vatandaşlar soru sorabiliyordu. Maksimov’un tüm cesaretiyle ortaya koyduğu durum karşısında Putin, Rusya’nın küçük işletmelerinin vergi yükü altında zorlandığını ilk kez fark etmiş gibi davranmıştı. Bir yandan da, kurumlar ve gelir vergisinden sonra, 1 Ocak itibariyle KDV’yi de %20’den %22’ye çıkarmaktan geri durmamıştı.
Kremlin, sosyal medyayı hesaba katmadı
“Açık Hat” programının ardından, Kremlin’in propaganda makinesi hızla harekete geçti. Fırıncının yakarışını dinleyen iyi kalpli lider, masada oturmuş, gülümseyerek ekmek sepetine uzanırken görüntülendi. Ardından, sert bir ifadeyle bakanlarını vergi yükü konusunda azarlarken filme alındı. Cumhurbaşkanı’nın bu müdahalesi sayesinde Mashenka iflastan kurtulmuştu.
Ama hesaplanmayan bir şey oldu. Binlerce başka fırın, terzi, kuaför, garaj ve kafe sahibi sosyal medya platformlarında “Hepimiz Mashenka”yız diyerek hikâyelerini paylaştılar: Faturalar artıyor, vergiler yükseliyor, fiyatlar artıyor, müşteri sayısı azalıyor ve satışlar düşüyordu. Maliyetlerini müşterilerine yansıtamayan işletmeler kapanıyordu
Ülkenin sivil sanayi ve hizmet sektörleri, artan maliyetler ve merkez bankasının enflasyonla mücadele için yüksek tuttuğu faiz oranları arasında sıkışmıştı. Yatırımlar durmuştu. Gerçek enflasyon resmi enflasyon oranını (5,6%) aştığı için, ülkenin en zengin şehirlerinde bile tüketici harcamaları durma noktasına gelmişti.
Rus ekonomisi ağır bir durgunluğa sürükleniyordu. Rusya Ekonomi Bakanı Maxim Reshetnikov, 8 ay önce Rusya’nın “durgunluğa girmenin eşiğinde” olduğunu açıklamıştı. 2023 ve 2024 yıllarında yaklaşık %4 büyüme kaydeden Rusya’nın yurt içi hasılası, 2025 yılında sadece %1 artmıştı. Ekonomi Bakanı, yaklaşan tehlike karşısında uyarı yapma gafletinde bulunmuştu. Ancak ertesi gün Putin, partinin tutumunu net bir şekilde ortaya koydu: Rusya “hiçbir koşulda” durgunluğa girmeyecekti.
Emir-komuta dinlemeyen Rus ekonomisi stagflasyona (hem durgunluk hem enflasyona) doğru sürükleniyordu. 2026 büyüme tahmini (IMF) %0,8’di. Gayrı resmi enflasyonun yüzde 10’un çok üzerinde olacağı düşünülüyordu.

Savaş artık Rus ekonomisini canlı tutamıyor
Savaş, ilk üç yılında Rus ekonomisini canlandırabildi çünkü atıl kapasiteler harekete geçirildi, devlet kaynakları bu alana kanalize edildi. Ama artık hem kaynaklar tıkanma noktasına geldi hem de savaşın seyrinin, daha çok teknolojik silah ve ekipman kullanmayı gerektirmesi, Rusya’yı daha fazla ithalat yapmak zorunda bıraktı.
Genişleyen yaptırımlar petrol gelirlerinin dörtte birini de götürmüştü. AB alıcı olmaktan tümüyle çıkmıştı. Rusya, dünya fiyatları düşerken, Hindistan, Çin gibi alıcılara petrolü piyasa fiyatlarının da altında satmak zorunda kaldı. (Son olarak Trump, Hindistan’la gümrük vergilerini indiren bir ticaret anlaşması yaparken, Modi’ye, Rusya’dan petrol almama şartını getirmişti.) Kendi petrol şirketlerine ve tankerlerine engel konduğu için kullanmak zorunda kaldığı “korsan” gemiler, yaygın tabiriyle “gölge filo,” Rusya’nın taşıma masraflarını da artırıyordu.
Rus halkı ve muhalifler üzerinde ağır polis ve yargı baskısı
Ekonomik ortam, içeride Kremlin’i fazla zorlamıyor, çünkü her türlü muhalif sesin bastırılması sağlanabilmiş durumda. İnsan hakları savunucuları, Rusya’da 5 bine yakın siyasi tutuklu olduğunu tahmin ediyor. Baskı . “Beşinci Kol” diye adlandırılan entellektüelleri de hedef alıyor. Le Monde’un haberine göre, hapistekiler arasında 40 yaşındaki Evgenia Berkovich gibi tanınmış isimler de bulunuyor. Bu ünlü tiyatro yönetmeni, Moskova’da terörizmi kınayan bir oyunda “terörizmi meşrulaştırdığı” suçlamasıyla altı yıl hapis cezasına çarptırılmış. Berkovich’in telefon ve mektup hakkı, kişisel günlükleri elinden alınmış. Hapiste sağlık sorunları çekiyor.
Demir parmaklıklar ardında, Nikita Uvarov gibi yüzlerce sıradan vatandaş da var. Sibirya’nın Kansk kentinde FSB’yi (iç güvenlik örgütü) eleştiren posterler astığı için tutuklanmış. Uvarov, beş yıllık cezasını tamamladıktan sonra Rus adalet sisteminin yaygın uygulamalarından biri olduğu belirtilen bir şekilde, yeni bir suçlamayla mahkemeye çıkarılıp hapiste tutulmuş.
İleri gelen muhaliflerin hapiste ölüvermesi veya bir “kazaya” kurban gitmesi gibi olaylar da diğerleri üzerinde gözdağı etkisi yaratıyor.
Cepheye gönderecek adam bulma meselesi
Rusya savaşı sürdürebilmek için sadece para sıkıntısı değil adam sıkıntısı da çekiyor. Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS – Center for Strategic and International Studies) Rusya’nın 4 yıllık savaşta verdiği kayıpların, ölü ve yaralı olarak, 1 milyon 200 bin olduğunu tahmin ediyor. Ölü ve yaralılar cephenin her ay ne kadar askerle takviye edilmesi gerektiğini de gösteriyor. (Ukrayna’nın kayıpları daha az ama nüfusuna oranla daha çok.) Bu rakamı teyit edecek başka kaynak yok. Alman kaynakları bu rakamın yarısını tahmin ediyor. Rusya’da ise savaş kayıpları hakkında haber ve yorum yasak.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev’in, geçen Temmuz’da (asker bulmakta zorluk çekmediklerini göstermek için) 2025 yılının başından itibaren 7 ayda 210.000’den fazla kişinin sözleşmeli asker olarak orduya katıldığını, bunun da aylık ortalama 30.000 asker anlamına geldiğini söylemesi, Rus ordusunun aylık asker ihtiyacı olarak yorumlanıyor. Bu sözler ve Rusya’nın cepheye sevk edecek asker temin etme konusunda kullandığı sıra dışı yöntemler, kayıpların büyük olduğu konusunda bir ip ucu olarak değerlendiriliyor.
2022 yılında, savaş başladıktan 6 ay kadar sonra, Rusya’da, kısmi bir seferberlik ilan edilmişti. Askerlikle bir şekilde daha önce ilişkisi olmuş olanları ve yedekleri, nispeten genç ve sağlıklı olanlarla teknik bilgi sahibi olanları kapsayan bu seferberlik hem büyük kentlerde protestolara yol açmış, hem de on binlerce kişinin ülkeyi terk etmesine neden olmuştu.
Rusya bu yüzden genel seferberlik ilan etmiyordu. O dönemden sonra yeni askere alımlar “sessizce” yapıldı. Yüksek ücret ve aileye destek vaadiyle gönüllüler toplandı. Cepheden dönen yaralılara sağlanan imkanlarla, savaşta ölenlerin ailelerine tahsis edilen evler televizyonda düzenli olarak duyuruldu. Ancak gönüllü sayısı azaldı. Mahkumlar salınarak cepheye gönderildi. Askerlik yapmamış kişilere, yoksul bölgelere yüklenildi. Etnik azınlıklar zorlandı. Yaş sınırı, sağlık koşulu kaldırıldı. Mental problemi olan hastaların, borçluların, işsizlerin cepheye sürüldüğüne dair söylentiler aldı yürüdü. Bu süreçte bir de, Kuzey Kore, Rusya’ya 10 bin asker gönderdi.

Başka ülkelerden asker devşirmekte kullanılan sıra dışı bir yöntem
Kenya’da geçen hafta görülen bir davada “Küresel Yüzler İnsan Kaynakları Şirketi”nin Başkanı Festus Arasa Omwamba’nın, “aldatma yoluyla ve sömürü amacıyla” 22 Kenyalıyı işe alması dolayısıyla yargılanmasına başlandı. BBC’nin haberine göre, kurbanlar, geçen Eylül ayında başkent Nairobi yakınlarındaki bir apartmanda, Rusya’ya gitmek üzere beklerken kurtarılmıştı. Kurbanlar, ismi açıklanmayan bir yurtdışı istihdam ajansıyla sözleşme imzaladıklarını ve vize, seyahat, konaklama ve diğer lojistik masraflar için 18 bin dolar ödemeyi taahhüt ettiklerini açıklamışlardı.
Kenya Ulusal İstihbarat Servisi’nin geçen hafta yayınladığı bir rapora göre, Ukrayna’ya karşı savaşmak üzere Rusya’da 4 yılda 1.000 Kenyalı askere alınmıştı. Raporda, çetelerle işbirliği yapan bir “devlet memurları ağı”ndan da söz ediliyordu.
Nairobi’deki Rusya Büyükelçiliği, ülkelerinde oturan yabancıların askere gönüllü yazılmasının mümkün olduğunu, ancak kendilerinin yabancıları asker olarak işe almadıklarını söylemişti.
Afrika gibi yoksul bir kıtada, “hayatını kurtarmak” için paralı asker olmaya razı olabilecek insan bulmak belki zor değil. Ama üstüne 18 bin dolar ödemek biraz tuhaf… İşin gerçeği, bu “şirketler,” sosyal medyada yaptıkları reklamlarda, adaylara, eğitim görerek bir meslek sahibi olmayı ve iyi bir ücretle işe girmeyi vaat ediyorlardı.
Nitekim, Güney Afrika’da da 20 kadar genç iş vaadiyle Rusya’ya götürülmüş, sonra da sözleşmeli asker olmaya zorlanarak Ukrayna cephesine sürülmüştü. Güney Afrika Devlet Başkanı Ramaphosa’nın Putin ile doğrudan temasıyla 11 gencin geri döndürülmesi sağlanmıştı.
Bloomberg Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, aileleri, bu gençlerin, eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın kızının yardımıyla işe alındıklarını ve sözleşmeli asker olmaya zorlanmadan önce koruma olarak eğitileceklerinin söylendiğini belirtmişti. Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola, gençlerin Rus ordusu tarafından değil, Rus hükümeti için çalışan, cephede birlikte savaştıkları özel bir askeri müteahhit tarafından işe alındığını,” söylemişti,
Wagner Grubu yeniden sahnede
Söz konusu “müteahhit” Orta Doğu ve Afrika’daki faaliyetlerinden tanıdığımız, paralı askerlerden oluşan Wagner Grubu olmalı. Wagner Grubu’nun Suriye, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Mali’deki Rusya müttefiki güçlerin yanında savaştığı biliniyor. Grup Ukrayna’da da Rus ordusunun ve “ayrılıkçı güç” kılığındaki Rus askerlerinin yanında savaşmıştı.
Wagner Grubu’nun kurucusu Yevgeni Prigojin, Haziran 2023’te Putin yönetimine karşı açık bir silahlı başkaldırı gerçekleştirdi, askerleriyle Moskova’ya yürüdü. Kremlin’de panik yaşandı. Moskova çevresinde savunma önlemleri alındı. Putin’in onayıyla, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko doğrudan arabuluculuk yaptı. Wagner birlikleri Moskova’ya yürüyüşü durdurdu. Prigojin, Belarus’a sığındı. Rusya, Wagner savaşçılarına yönelik cezai soruşturmaları kaldırdı. Prigojin, Afrika-Belarus arasında gidip gelirken bir uçak “kazasında” öldü.
Rusya’da Wagner güçleri dağıtılmış ancak önemli bir kısmı Rus istihbaratının emrinde çalışmaya devam etmişti. Afrika teşkilatı ise korunuyordu ve “Afrika Kolordusu” adı altında faaliyet gösteriyordu. Büyükçe bir kısmı mahkumlardan oluşan Wagner askerleri, konuşlandırıldıkları bölgelerde savaş suçları işlemeleriyle de tanınıyordu. Sivillere yönelik tecavüz ve soygunlar, cepheden kaçanlara işkence… Kısacası, yerli işbirlikçiler aracılığıyla insan ticareti, bu grup için son derece uygun bir faaliyetti. (Associated Press’in haberine göre, benzeri bir biçimde, meslek öğrenme, iyi para kazanma ve macera vaadiyle, çok sayıda Afrika ülkesinden genç kadın, Rusya’nın Tataristan’daki dron fabrikasında istihdam edilmiş ve ayrılmak isteyenlere izin verilmemişti.)
Çeşitli kaynaklara göre, Rusya için savaşan 1400-1700 Afrikalı asker vardı ve bunların 300 kadarı cephede ölmüştü. Gana Dışişleri Bakanlığı 55 vatandaşının Rusya ordusu içinde savaşırken Ukrayna cephesinde öldüğünü açıklamıştı. Ukraynalı yetkililer ise Rusya’nın 18 bin yabancı askeri cepheye sürdüğünü, bugüne kadar 39 milletten “Rus askeri” tespit ettiklerini söylüyorlardı. (Buna karşılık, bazı kaynaklarda, Ukrayna’nın da yabancı asker kullandığı ancak bunların daha çok “gönüllüler” olduğu ileri sürülüyor.)
“Gölge Savaş” ve Avrupa’da Wagner ajanları
Yakın zamanda Wagner’in adı, Avrupa’da bir başka “tuhaf” faaliyette daha geçmeye başladı. Financial Times’ın yaptığı bir araştırmaya göre, Rus gizli servisleri, NATO topraklarında sabotaj operasyonları düzenlemek için, Prigojin’in ölümünden sonra kontrolleri altına aldıkları eski Wagner Grubu mensuplarını kullanıyorlardı. Wagnerciler, sabotaj operasyonları için, ekonomik olarak zorda, marjinal Avrupalı vatandaşları devşiriyordu.
Telegram ve diğer sosyal ağları kullanarak, bu tiplere, Ukrayna’ya yardım malzemelerinin bulunduğu depoları kundaklamak, politikacıların arabalarını ateşe vermek veya dezenformasyon yaymak için para teklif ediyorlardı.
Bu yolla, Rus istihbaratı birden fazla “örtü” kullanarak geri planda kalıyor, talimatlarını sosyal medya üzerinden alan “tek kullanımlık ajanlar” eylemleri gerçekleştiriyordu. Saldırıların ana hedefi Batı ülkelerinin Ukrayna’yı destekleme kararlılığını zayıflatmak ve Avrupa’da korku ve sosyal istikrarsızlık yaratmak olarak tanımlanıyordu.
Benzeri bir araştırma da New York Times (NYT) tarafından yapılmış ve bir başka sabotaj ağının bilgilerine ulaşılmıştı. Bu ağ da sosyal medya üzerinden görev alan yerel gençlerden oluşuyordu ve Rus askeri istihbaratı ile bağlantılı bir “Taksi Şoförü” tarafından yönetiliyordu. Güney Rusya’da ikamet eden taksi şoförü, “hacker”larla, sahte kimlik satışı ve araba hırsızlığı ile uğraşan suç gruplarıyla bağlantıları olan 42 yaşındaki Aleksei Kolosovsky’di. İstihbarat elemanı değil, hizmet sağlayıcıydı. İş için gerekli elemanları buluyor, bağlantıda olduğu kesimlerin de desteği ile, sabotajları yapacak “eleman”lara istasyonlardaki kilitli dolaplar aracılıyla gerekli malzemeleri ulaştırıyor, iş bitince de “ödül”lerini almalarını sağlıyordu.
Kolosovsky’nin, iki kundaklama eylemi için “işe aldığı” eleman 10 bin Euro ve ikinci el bir BMW karşılığında Litvanya’nın başkenti Vilnius’daki IKEA mağazasının yatak bölümüne gizlediği uzaktan kumandalı bir ateşleyiciyle yangını başlatmış ve mağazada büyük hasara neden olmuştu. Ancak Letonya’nın başkenti Riga’daki ikinci eylemi gerçekleştirmek üzere bindiği otobüste kundaklama malzemeleriyle birlikte yakalanmıştı. (Ödül BMW’yi de teslim almıştı.) Kimin için çalıştığını, kundaklamayı niçin yaptığını bilmiyordu.
Litvanya’da olaya bakan savcı, IKEA mağazasının, renklerinin Ukrayna bayrağının renkleriyle aynı olması nedeniyle sembolik olarak hedef alındığını belirtmişti. Eylemde sembolizm zirvedeydi. 8 Mayıs’ta (2024) IKEA’ya yerleştirilen ateşleyici, Sovyetler Birliği’nin Nazi Almanyası’na karşı kazandığı zaferi kutladığı 9 Mayıs günü sabahın erken saatlerinde yangını başlatmıştı. “Taksi Şoförü”nün bu iş için seçtiği genç, Daniil Bardadim, Ukraynalı’ydı.
Avrupalı hükümetleri alarma geçiren DHL yangınları
NYT ekibi, Polonya’nın başkenti Varşova’nın dış mahallelerinde 1.000’den fazla işletmeyi yok eden bir kundaklama eyleminin (IKEA olayına yakın bir tarihte gerçekleştirilmişti), İngiltere, Almanya ve Polonya’da kargo paketlerine yangın çıkaran cihazlar yerleştirilmesinin, aynı yöntemlerle “işe alınan” elemanlar tarafından gerçekleştirildiğini öğrenmişti.
Bu operasyonlar içinde, DHL’e yönelik olanlar ilginçti. 20 Temmuz 2024 sabahı erken saatlerde, Almanya’nın Leipzig kentinde bir DHL kargo uçağına yüklenen bir nakliye konteyneri alev almıştı. 24 saat geçmeden, Polonya’da seyreden bir nakliye kamyonundaki bir paket yandı. Bir gün sonra da, İngiltere’nin Birmingham kentinde, DHL nakliye tesisinde bir palet dolusu paketi taşıyan bir forkliftte aynı şey tekrar yaşandı. Bu olaylar Batılı hükümetleri alarma geçirmişti. Kargo taşımacılığı aracılığıyla düzenlenebilecek eylemlerin denemelerinin yapıldığı düşünülmüştü. DHL gibi taşımacılık şirketleri aracılığıyla Kuzey Amerika’ya kadar uzanabilecek sabotajlar düzenlenebilirdi.
Bu haberler, kendi başlarına, Rusya’nın, Avrupa’da çeşitli sabotajlar yoluyla korku ve istikrarsızlık yaratmaya çalıştığı konusunda, belki yeterince yoğun ve güçlü kanıt sunmuyor gibi görülebilir. Ama geçen yıl, Baltık denizindeki elektrik ve haberleşme kablolarını demir sürüyerek koparan Rus “gölge filosu” mensubu (yabancı bandıralı) petrol tankerleri, bazı Avrupa ülkelerinde sistemin “hack”lendiği izlenimini veren total elektrik kesintileri, bazı Avrupa havaalanlarında kimliği belirsiz dronların uçuşları kesintiye uğratması gibi olaylar hatırlandığında, hükümetlerin endişelerine hak vermemek pek mümkün gözükmüyor.
Öte yandan, bu haberlerin Batılı istihbarat servislerinin yardımı olmadan yazılabilmesinin mümkün olmadığı da açık. Zaten haberlerde de bu kaynaklar açıkça belirtiliyor. Peki böylesi haberler Rusya’nın istikrarsızlık ve korku yaratma amacına da hizmet etmez mi? Batı gazeteciliğinde hâlâ bu tür kavramlar yok Allahtan… Öte yandan, istihbarat örgütlerinin de, Avrupa’da son zamanlarda Fransa Devlet Başkanı’nı Macron’un başını çektiği, Rusya ile yeniden ilişki kurma eğilimlerine karşı, kendi hükümetlerini ve fikir önderlerini uyarma güdüsüyle gazetecilere “yardım ettiği” düşünülebilir.
Rusya yarışta kalabilmek için canını dişine takıyor
Rusya’dan ayrılıp Batı ülkelerine yerleşmiş, çok sayıda akademisyen, siyasi yorumcu, gazeteci var. Bunların bir kısmı, dil avantajları nedeniyle Rusya’yı takip edip yorumlayarak hayatlarını kazanıyorlar. Bu tür uzmanların genel kanısı, Putin’in kendi kendini geri dönülmez bir balçığın içine sürüklemiş olduğu… Ukrayna savaşı Rusya’nın bütün enerjisini, kaynaklarını tüketiyor. Ukrayna savaşı olmasaydı, Rusya Suriye’de herhalde bu kadar kolay dışlanamazdı. Afrika ve Latin Amerika’da “ilerici” hükümetlerin tek müttefiki artık Rusya değil. Çin bu coğrafyalarda çok daha etkin bir oyuncu. Geçmiş yılların büyük ticaret partneri ve Rusya’nın önemli etki alanı Avrupa ise tek kelimeyle “düşman.”
Bunlara rağmen, Rusya Ukrayna savaşını sürdürüyor; barışa da pek istekli görünmüyor. Bu konudaki yorumların her biri kulağa mantıklı geliyor: 1) Savaş Putin’in iktidarını sürdürmesine hizmet ediyor. Savaş biterse, Rusya’da elitler dahil, herkesin başını öne eğip “görmezden geldiği” olumsuzluklar su yüzüne çıkacak. 2) Putin, çok kaybeden kumarbaz gibi masadan kalkamıyor. Bunun için, Rus halkını ve elitlerini “kayıplara değdiğine” inandıracak bir kazanca/zafere ihtiyacı var. Cephede olmazsa, barış görüşmelerinde… 3) Avrupa düşmanlığı Putin’de bir takıntı halinde… Savaş sürdükçe Avrupa’da korku salmaya devam edecek. Bu korku ile Trump korkusu arasında sıkışan Avrupa Rusya’ya karşı yumuşamak zorunda kalacak.
Rusya, bir süper gücün kurumsal yapısını işlevsel kılan “alet çantası”ndan epeyce bir malzeme yitirmiş durumda. Donanması Ukrayna Savaşı’nda büyük kayıplar verdi. Ukrayna savaşındaki başarısızlığı, yıllarca bütün dünyaya korku salan Rus kara ordusunun içinin boşalmış olduğunu gösterdi. Çin, Rus çizmelerinin balçığa saplanmasından, süper güçler mücadelesinde öne geçmek için, azami ölçüde yararlandı. Rusya çok müttefik kaybetti. Avrupa’da 750 Rus diplomatı sınır dışı edildi. Avrupa bankalarındaki Rus devletinin ve oligarklarının hesapları donduruldu. Paraların bir kısmına el kondu. Rus dış ticareti ağır bir ambargo altına alındı.
Bütün bunlar Rusya’yı sıra dışı yöntemler kullanmaya sevk ediyor. Bu yöntemler, paralı asker eskileriyle işbirliğini içeren, suç örgütlerini sahaya süren, insan ticaretinden. siber savaştan, dezenformasyondan, sabotajdan, medet uman bir “yeraltı örgütünün” yöntemleri. Nükleer gücünü bir tehdit olarak kullanıyor ama bu tehdidin gerçeğe dönüşmesinin bedeli çok ağır. Dünyanın belki de en iyi “hacker”larına, muazzam bir trol ordusuna sahip ama yapay zeka yarışında nerede olduğu pek belli değil. Bu haliyle sıra dışı yöntemlerle, dişiyle, tırnağıyla, oyunda kalmayı başarıyor ve bu yöntemler küresel politikada yeni ve korkutucu bir kapıyı aralıyor.

