Ziller kimin için çalıyor: Bir nesli kaybediyoruz, farkında mısınız?
04 Mart 2026

Fatma Nur Çelik.

44 yaşında.

Pırıl pırıl bir biyoloji öğretmeni.

İstanbul Çekmeköy’de, Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklandı.

Hastanede hayatını kaybetti.

Saldırı sırasında araya girmeye çalışan 15 yaşındaki bir öğrenci ve bir öğretmen de yaralandı.

Bir öğretmen…

Okulda…

Bir çocuk tarafından…

İddialara göre saldırgan olaydan iki gün önce Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden çıkarılmıştı.

Yine iddiaya göre, okula gelmeden önce ders programını kontrol etmiş, Fatma öğretmenin hangi saatte hangi sınıfta olduğunu öğrenmiş ve doğrudan ona yönelmişti.

Eğer doğruysa…

Bu artık sadece ‘anlık bir öfke patlaması’ değil.

Sosyal medyaya baktım.

Herkes aynı soruyu soruyor:

‘Okula bıçak nasıl girdi?’

‘Turnike yok muydu?’

Yanlış soru değil.

Ama eksik.

Asıl soru şu olmalı:

Bir çocuk, öğretmenini öldürebilecek bir öfkeyle nasıl büyür?

Ve daha önemlisi:

Bu kadar ağır sinyaller varken kim nerede duruyordu?

Bu öfke bir günde oluşmaz.

Bir sabah uyanıp kimse katil olmaz.

Evde bir şey birikir.

Okulda bir şey eksilir.

Mahallede bir şey kırılır.

Ekranda şiddet izlenir.

Şiddetin dili normalleşir.

Cezasızlık görülür.

Öfke meşrulaşır.

Türkiye’de bir okul psikoloğuna düşen öğrenci sayısını biliyor musunuz?

Binlerce.

Rehber öğretmen çoğu okulda kağıt üzerinde var.

Ama bir çocuğun içindeki fırtınaya yetişecek sistem yok.

Fatma Nur öğretmen artık dönmeyecek.

Biz hala turnikeyi konuşuyoruz.

Oysa mesele metal dedektör değil.

Mesele, bu kadar alarm varken kimsenin gerçekten müdahale edememiş olması.

Kimse fark etmedi mi?

Kimse duymadı mı?

Kimse dur demedi mi?

Hepimiz yanlış soruyu soruyoruz.

Ve yanlış sorular ne yazık ki kaybettiklerimizi geri getirmiyor!

ÇOK OKUNANLAR