İnsan ruhunu, ilişkileri ve duyguların köklerini anlamaya çalıştığım her yerde aynı şeyi görüyorum:cBir toplumun duygusal sağlığını anlamak istiyorsanız kadınların hayatına bakın. Çünkü çoğu zaman duyguların üretildiği yer… kadının kalbidir.
6 Mart akşamı, Yıldız Holding Kadın Platformunun düzenlediği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğinde otururken bunu bir kez daha hissettim. Salon doluydu ama aslında konuşan tek bir tema vardı: Fırsat eşitliği. Birlikte büyümek. Birlikte parlamak.
Programı gazeteci Elif Ergu açtı. Ardından Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü söz aldı. Kurumsal bir konuşma bekliyordum ama cümlelerin arasında çok net bir mesaj vardı: Geleceğin şirketleri sadece kârla değil, kültürle büyüyecek. Ve o kültürün önemli parçalarından biri de fırsat eşitliği.
Sonra sahneye Yıldız Holding Kadın Platformu çıktı. Platformun çalışmalarını Kadın Platformu Elçisi Begüm Mutuş anlattı. Kurumsal dünyada sık duyduğumuz “eşitlik” kelimesinin burada gerçekten bir sisteme dönüştüğünü görmek etkileyiciydi.
Ama asıl konuşma panelde başladı. “Ekosistemi Fırsat Eşitliği ile Güçlendirmek” başlıklı panel, sadece bireysel başarı hikâyelerini değil, kurum kültürünün kadınların kariyer yolculuğundaki rolünü de ortaya koydu.
Panelde konuşan isimler ve görevleri şunlardı: • Alev Yaman – Yıldız Holding Perakende Grubu Kalite ve Ürün Güvenliği Direktörü • Aslı Özen Turhan – pladis Birleşik Krallık ve İrlanda CMO’su • Fezal Okur Eskil – Yıldız Holding Kurumsal Strateji ve M&A Başkanı • Gülizar Öcal Doğan – Besler CMO
Hepsi farklı sektörlerden, farklı yolculuklardan gelmişti ama söyledikleri şey neredeyse aynıydı: Kadınların başarılı olması yalnızca bireysel yetenekle açıklanamaz. Kurumsal destek ve kültür de belirleyicidir. Çünkü gerçek şu: İş dünyası hâlâ büyük ölçüde erkek egemen bir sistem üzerine kurulmuş durumda. Ama kurum kültürü değiştiğinde… Kadınların potansiyeli yalnızca görünür olmakla kalmıyor, organizasyonu dönüştürüyor.
Panelde en çok konuşulan kavramlardan biri Ekosistem. Çünkü kadınların yükselmesi bireysel bir başarı değil, bir sistemin de başarısı. Kadınlar fırsat bulduğunda sadece kendilerini değil, tüm sistemi büyütür. Bu sözleri dinlerken aklıma şu cümle geldi: “Kadın güçlü olursa ilişki güçlenir. Kadın mutlu olursa ev mutlu olur.”
Tam bu noktada sahneye Gülseren Budayıcıoğlu çıktı. Gazeteci Elif Ergu ile yaptığı sohbet bir panelden çok bir ruh yolculuğuna dönüştü. Budayıcıoğlu çok sade ama çok güçlü bir şey söyledi: “Kadınlar insanlığın tüm pozitif duygularının çıkış noktasıdır.” Ve sonra tarihsel bir gerçeği hatırlattı. Uzun yıllar boyunca kadınlar birçok toplumda yalnızca tek bir rol üzerinden görüldü: Çocuk doğuran kişi olarak. Oysa kadınlar sadece biyolojik üretim gücü değil. Kadınlar aynı zamanda: şefkatin, empatinin, dayanışmanın, bağ kurmanın kaynağı.
Bugün ise yeni bir dönem başlıyor. Kadınlar yalnızca hayatı doğurmuyor. Hayatı yönetiyor, kuruyor ve dönüştürüyor. Ve kariyer basamaklarını erkeklerle yan yana çıkıyorlar.
Panel boyunca tekrar tekrar duyduğum cümle şuydu: “Birlikte parlayalım.” Çünkü tek bir kadının başarısı önemli. Ama bir kurumun kültürü değiştiğinde, bir platform kadınları desteklediğinde, bir ekosistem eşitlik üzerine kurulduğunda… Sadece kadınlar değil, gelecek de büyüyor.
Kadınlar hayatın sadece içinde değil. Hayatın duygusal motoru.Ve bir kurum bunu görmeye başladığında, sadece kadınlar değil…tüm sistem parlıyor. Belki de bu yüzden o akşam en doğru cümle şuydu: Birlikte parlayalım.

