Bundan 355 gün önce Ekrem İmamoğlu şafak vakti resmi konutunun kapısına dayanan polisler tarafından uyandırıldı ve gözaltına alınıp götürüldü. O sabahtan beri İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve CHP’nin bir sonraki seçimdeki Cumhurbaşkanı adayı özgürlüğünden yoksun.
Bu sabah, hakkında 2 bin 500 yıla yakın hapis istemiyle açılan ana davada yargılanmaya başlayacak.
İktidar ve savcılar yargılamanın yolsuzlukla ilgili olduğunu öne sürüyor ama kamuoyundaki genel kanaat bu yargılamanın siyasi olduğu yönünde. Siyasi yargılamayı “Oh oldu” diye onaylayanlar var, “Olmaz böyle şey” diye kızanlar var. Araştırmalara bakılacak olursa halkımızın yüzde 60’ı İmamoğlu’nun yargılanmasını hoş karşılamıyor.
Bir yıldır kamuoyu önüne kendisi olarak çıkamayan, sesi kısılan bir siyasetçiden söz ediyoruz.
Mahkemede savunmasını yaptığında da sesi kamuoyuna ne kadar yansıyacak, insanlar onu ne kadar duyacak meçhul.
Ama buna rağmen unutulmayan, siyasetten silinmeyen, siyasi bir varlık olarak anketlerde hala önde çıkan bir isim İmamoğlu.
Bugün başlayacak olan bu dava aslında uzun yıllar sürecek. İmamoğlu daha ne kadar özgürlüğünden yoksun kalacak, esas mesele bu.
İktidar, onu tutuksuz yargılamak, serbest bırakmak istemiyor. Hele görevine geri dönmesini hiç istemiyor.
Bu da kendi başına bir başka siyasi risk iktidar açısından. Çünkü hapisteki İmamoğlu, siyasi haksızlık duygusunu iyice pekiştiriyor.
Hapse atılan ve bir nevi unutulan bir başka siyasetçisi daha var Türkiye’nin: Selahattin Demirtaş.
Ancak ikisinin durumunu kıyaslamak yanlış olur. Demirtaş, kendi siyasi akımı içindeki anlaşmazlıkların, Kandil’in onu çok onaylamamasının da kurbanı. Hatta son olarak serbest kalsa bile aktif siyasete dönmeyebileceğini söyledi. Bütün bunlara rağmen sözünün ciddi ağırlığı olan bir isim.
İmamoğlu için ise durum tam tersi. CHP bir yıldır İmamoğlu’nu savunuyor, bu uğurda 96 miting yaptılar, 19 Mart’ın yıldönümünde çok büyük bir gövde gösterisine hazırlanıyorlar. Bugün de zaten bir gövde gösterisi olacak.

