Görünmez İktidarların Sinsiliği 
16 Mart 2026

Laclos’un Dangerous Liaisons (Tehlikeli İlişkiler) romanındaki Marquise de Merteuil, gücün en sinsi ve tehlikeli biçimlerinden birini temsil eder. 

Kendisi sahnede görünmez, ama başkalarını, takıntılarını, tutkularını kurnazca yönlendirir.

Roman boyunca onların üzerindeki etkisi dehşetle hissedilir. 

Acımasızca tahrik eder, yakaladığı bir kişilik sorunun üzerine gider, gerilimleri hafifletmez, sinsice kışkırtır.

Romandaki bazı mektuplardan alıntı sözler bir karakter özeti gibidir: 

Bana hükmetmek isteyenleri gözlemledim, onları taklit ettim, sonra onları aşmayı öğrendim. 

Ve en ürpertici cümle:

İnsanların tutkuları benim araçlarımdır; onları sadece yönlendirmem gerekir.” 

Ama romanın sonunda Merteuil’ in maskesi düşer. 

Sinsiliği açığa çıkar ve kurnazca kullandığı zekâ gücü trajik bir sona varır. Entrikaları, manipülasyonları, onun kendi yıkımına dönüşür. 

Valmont ile Merteuil iki eski sevgilidir ve aynı zamanda ahlaki sınırları umursamayan iki entrika ustasıdır. Birbirlerine zekâ ve kurnazlık açısından denk oldukları için ilişkileri bir tür oyun, herkese meydan okuma ve birine karşı aralarında bölüştükleri hesaplı-kitaplı bir ortaklığın güç kavgası gibidir. 

Merteuil, Valmont’un kadınları baştan çıkarma yeteneğini kullanarak kendi intikam planlarını yürütür. 

Valmont ise Merteuil’i etkilemek ve onun gözünde üstünlüğünü kanıtlamak ister.

Acımasız kadın, Valmont’tan dindar ve erdemli biri olan Madame de Tourvel’i baştan çıkarmasını ister.

Amaç sadece bir ilişki değildir; erdemli bir kadının düşüşünü görmek, yani kendilerince bir zafer kazanmaktır. 

Tourvel sadakati ve inancı ile tanınan biridir; bu yüzden onu “ele geçirme” daha değerlidir.

Başlangıçta Valmont için Tourvel sadece bir hedeftir. Fakat beklenmedik bir şey olur: Valmont gerçekten Tourvel’e âşık olmaya başlar.

Tourvel uzun bir direnişten sonra Valmont’a teslim olur; fakat bu ilişki onun için ahlaki bir yıkım anlamına gelir.

Valmont, Merteuil’i kaybetmemek ve kendi liberten kimliğini korumak için Tourvel’i acımasızca terk eder. 

Tourvel kalp kırıklığından ölür. 

Valmont bir düelloda ölür. 

Merteuil’in entrikaları ortaya çıkar ve toplumsal olarak mahvolur. 

Romanın simgesel toplum alegorisi ardında, acı ironisi şudur:

Ahlak dışı hedefi olan bir oyun, sonunda oyuncuları da yok eder.

Valmont’un ölümü, Madame de Tourvel’in acısı ve Merteuil’in itibarsızlaşması görünmeyen iktidarının kaçınılmaz sonudur.

Bugünün “modern dünya”sında yaşanan sürekli gergin durum çok da farklı değil.

Krizler, diplomatik açıklamalar ve çatışmalar göz önünde; oysa “asıl güç” finansal ağlarda, enerji akışlarında ve adı bile bakanlık adında değiştirilmiş savunma sanayiinde görünmez biçimde işliyor.

İsrail–İran gerilimi ve ardından gelen insanlık dışı saldırılar bunun sonucu. 

Birileri, sade insanlara kötülükten bir kez daha doymak bilmezce para kazanma peşinde.

Merteuil’in kötücül karakteri de, günümüzdeki gizli küresel iktidarın bu “soğuk ve ürpertici yüzünü” anlamak için bir metafor gibi.

Görünmeyen Güç, yaşanan dramın her ne kadar esas hakimi olsa da, bence onu şimdi trajik bir sona doğru sürüklüyor. 

Laclos hâlâ haklı çünkü: 

Görünmez iktidar her zaman tehlikelidir.” 

Benim kanaatime göre, Merteuil karakterindeki küresel aktörler, pekâlâ başkalarının arzularını ve davranışlarını onun gibi araç hâline getirmiş görünüyorlar.*  

Bu, sistemin gücünün hakiki veçhesi. 

Onun kızışmış ihtirasını hissediyoruz ama tam olarak niyetini ve sürekli kazanmak için zorlayabileceği sınırları asla göremiyoruz.

Belki Marquise de Merteuil’in sinsi ve görünmez karakteri, modern dünyada sahnedeki gerilimlerin ardındaki ekonomik ve stratejik güçleri anlamak için hâlâ bir ‘yol gösterici’dir. 

Bir sinsilik, doğası olan ve insanı insandan ayırabilen türlü manipülasyonlarla kafaları karıştırıyor, sistemi tam algılamamızı zorlaştırıyor, bu bizi için için rahatsız ediyor, insanlığı tedirginlik içinde yaşayan varlıklar hâline getiriyor.

Şunu itiraf ederek bitireyim: 

Böyle olunca etrafa baktığımda, aklıma sık sık Blake Edwards’ın 60’larda yaptığı “What did You Do in the War” (Harpte Ne Yaptın Baba) adlı filmin düşündürücü adı geliyor. 

***

*Cambaza bak oyunu…

Haber bültenleri yaşanan gerilimi güvenlik, nükleer program ya da bölgesel rekabet başlıklarıyla anlatıyor. Oysa modern jeopolitiğin sessiz dili, enerji ve para.

Bunu “Soğuk Hesaplaşma” olarak adlandıranlar var.

Bizde ender olsa da, Batı medyasında doğrudan “petro-dolar savaşı” başlığıyla olmasa da, enerji, dolar sistemi ve İran üzerindeki yaptırımların küresel finans düzeniyle bağlantısını tartışan analizler var.

ÇOK OKUNANLAR