Tam geçen hafta bugün, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’le ilgili çok çarpıcı iddialar ortaya attı.
Özel’e göre Akın Gürlek’in 16 adet gayrımenkulü vardı, bunlardan 4’ünü yakın zamanda elden çıkartmıştı, geriye 12 taşınmaz kalmıştı. Bu gayrımenkullerin toplam değeri 452 milyon lira, yani 10 milyon doların üzerindeydi. Özel’e göre ayrıca Gürlek’in Lüksemburg’da kayıtlı bir şirket üzerinden aldığı bir de motoryatı vardı, bu tekne de Hollanda’da bir marinada duruyordu.
Özgür Özel, Akın Gürlek’e ait olduğu öne sürdüğü gayrımenkullerle ilgili tapu kimlik numaralarını da açıkladı. Daha sonra CHP sosyal medyadan bu 16 taşınmaza ilişkin tapu kimlik numarasını (ID) toplu halde de duyurdu. Bu numaraların nereden bulunduğu ve gerçek olup olmadığı merak edildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek ise bu iddiaları kategorik olarak reddetti, kendi üzerine kayıtlı biri İstanbul Tuzla’da, diğerleri İzmir’de taşınmazların tapularını açıkladı, “Değerleri de öyle Özgür Özel’in söylediği gibi değil” dedi. Özel hakkında dava açacağını duyurdu.
Bu arada CHP de Akın Gürlek’in mal varlığıyla ilgili bir suç duyurusunda bulundu.
Eski Türkiye’de yaşıyor olsak, son bir haftadır oturup kalkıp bu tapuları konuşuyor olurduk, oluşan medya baskısı CHP’nin iddia ettiği tapu kimlik numaralarının gerçek olup olmadığını, gerçeklerse kimlere ait taşınmazların kimlik numaraları olduğunu açıklamaya tarafları mecbur ederdi.
Kamuoyu da böylece bir hafta içinde CHP liderinin açıkladığı tapu kimlik numaralarının sahiden uydurma ve sahte olup olmadığını öğrenirdi.
Ama hayır, artık yeni Türkiye’de yaşıyoruz. Ne böyle bir tartışmamız oldu ne de kimse kendini CHP’nin açıkladığı İD numaralarının gerçeğini duyurmaya mecbur hissetti.
Hesap vermezlik çağında, konu Akın Gürlek’in açacağını söylediği (ama açıp açmadığını bilmediğimiz) davaya ve CHP’nin savcılığa yaptığı suç duyurusuna kaldı.
Fakat pazartesi sabahı medyayı tararken çok ilginç bir haberle karşılaştım.
Sabah gazetesinin o sabah 06.19’da web sitesine girdiği Halit Turhan imzalı haber “Akın Gürlek’e yönelik sistemli saldırı: Özgür Özel’in kirli ağı deşifre oldu! PKK/KCK ve FETÖ bağlantısı” başlığını taşıyordu. Gazete haberi “Son Dakika” diye duyurmuştu.
Haber şöyle başlıyordu: “Adalet Bakanı Akın Gürlek’in kişisel verilerine yönelik yürütülen sistemli saldırı, güvenlik birimlerinin titiz çalışmasıyla gün yüzüne çıktı. Bakan Gürlek’in tapu kayıtlarını TAKBİS üzerinden hukuksuz şekilde sorgulayan 3 ismin PKK/KCK ve FETÖ ile bağlantısı ile bu kişilerin verileri CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ulaştırmasına ilişkin telefon trafiği belgelendi.”
Bu paragraftan şunları anlıyoruz: Bir savcılık, Özgür Özel’in açıklamalarını Akın Gürlek’in “kişisel verilerinin açıklanması” olarak görmüş, bizim hukukumuza göre suç olan bu durumu araştırması için Emniyet’e talimat vermiş, polis de bilgisayar loglarına bakarak Akın Gürlek’in tapu kayıtlarına kimlerin baktığını araştırmış ve üç kişinin bu kayıtlara baktığını ortaya çıkartmıştı. Polis bununla da yetinmemiş, o üç kişinin ve yakınlarının geçmişine ilişkin GBT’lere ve diğer polis istihbarat notlarına da bakmıştı ve ulaştığı sonuçlar da Sabah gazetesinin muhabiri Halit Turhan tarafından elde edilip haberleştirilmişti.
Peki kimdi bu üç kişi? Polisin hızlı araştırmasına göre Akın Gürlek’in tapuları Antalya, Afyonkarahisar ve Çorum’dan sorgulanmıştı.
Antalya’nın Kaş ilçesinde Tapu Kadastro Teknikeri Diyar Akdağ, Afyonkarahisar’ın Çobanlar ilçesinde Tapu Müdürü Muharrem Demiröz ve Çorum Boğazkale Tapu Müdürü Veli Sabancılar’dı polise göre Akın Gürlek için Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü bilgisayar sisteminde (TAKBİS) arama yapanlar.
Polise göre Kaş’taki Diyar Akdağ’ın babası geçmişte HDP eylemlerine katılmıştı, Yalova’da CHP üyesiydi. Diyar Akdağ’ın amcası, dayısı ve 3 yakını geçmişte PKK üyesi olmakla suçlanmış, hatta tutuklanmışlardı.
Çobanlar’daki Muharrem Demiröz’ün oğlu Beytullah, polise göre geçmişte FETÖ bağlantısı nedeniyle ifadesine başvurulmuş bir kişiydi.
Boğazkale’deki Veli Sabancılar’ın kız kardeşi Mensure, polise göre Diyarbakır Silvan’da görev yaparken PKK/KCK’ya ‘müzahir’ kişilerle bağlantılıydı, ölen eniştesi Mehmet Şeyhmus ise 1991’de PKK/KCK şehir komitesinde yer aldığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

Sabah gazetesi suçlanan üç ismin fotoğraflarını da yayımladı.
Bakın bu bilgilerin tamamını Sabah gazetesinin haberinden aktarıyorum. Burada tapu kayıtlarına bakmakla suçlanan üç kişinin isimleri ve görev yerleri açık açık yazılı. Bu kişilerin gözaltına alınıp alınmadığı, polisin haklarında işlem yapıp yapmadığı belirsiz ama Sabah üç ismin fotoğrafını da bulmuş, onları da yayınladı.
Dahası, bu kişilerin yakınlarının PKK ve FETÖ ile bağlantılı olduklarına dair ta 1991 yılına uzanan bilgiler ve isimler de yer alıyor haberde. Bu isimlerin hiçbiri için “Suçlu bulundu” veya “Hüküm giydi” gibi ifadeler yok haberde. En fazla gözaltına alınmış, sorgulanmış… Zaten yakınlık dereceleri de biraz tuhaf.
Bu üç ismin telefonlarının sistemden sorgulandığı anlaşılıyor ve onların tapu kayıtlarına bakıp edindikleri bilgileri hangi yolla CHP’ye ilettiklerine ilişkin polisin iddiaları da haberde yer alıyor.
Bu denli ayrıntılarla dolu haberde yer almayan tek şey şu: O tapular Akın Gürlek’e ait mi, değil mi?
Tabii ister istemez insanın aklına şu geliyor: Özgür Özel’in açıkladığı o İD numaraları başkasına ait olsa veya sahte olsa, Sabah gazetesinin haberi çok başka olurdu.
Belki o yüzden, bu haber söndü gitti, Sabah gazetesinin bu haberi gözden uzak kaldı.
Haberde adı geçen üç Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü görevlisinin görevden alındığına, hatta gözaltına alınıp sorgulandığına ilişkin herhangi bir haber de yansımadı.
Kim bilir, belki de etkili yetkili birileri bu kişisel bilgiler soruşturmasının bir “hata” olduğuna karar verdi.
Öyle ya, bu üç ismi yargılamaya kalkarsanız onlar bilgisayar ekranında ne gördüklerini mahkemede anlatacaklar ve o zaman kamuoyu Akın Gürlek’in kaç tapusu olduğunu öğrenecek.
Ama unutmayın, Sabah gazetesinin söz konusu haberinin kendisi KVKK’ya aykırı zaten.

