Tuncer Bakırhan, Bahçeli’ye sordu: Oyalayan kim, kim adım atacak?
07 Nisan 2026

İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ diye adlandırdığı sürece ilişkin konuşan Bakırhan sürecin hızlandırılması gerektiğini ifade etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini anımsatan Bakırhan “Oyalanan kim oyalayan kim, adres kim, kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yönetenler bir an önce ellerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılacak adımları ivedilikle atmalıdırlar” dedi.

Siyasi Etik Yasası’na ihtiyaç olduğunu kaydeden Bakırhan “Bu etik yasası artık ertelenemez. Siyasi Etik Yasası siyasetle akçeli işler arasındaki bağları kesmelidir. Seçilmişlerin siyaset yapma dışındaki tüm imtiyazları kaldırılmalıdır. Hadi hodri meydan, DEM Parti buna var. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz. Buyurun kim çalıyorsa yakasına yapışalım” şeklinde konuştu.

Bakırhan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Kürt örgütleri ve liderleri ilk günden itibaren dış müdahaleden değil, müzakereden yana olduklarını açıkladılar. Açık söylüyoruz: Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentleriyle sorunlarını çözmek istiyor. Ama bu başkentler de statükodan ve çözümsüzlükten vazgeçmeli. Tahran, Mahabad’ın hakkını tanırsa İran güçlenir. Şam, Kobani’yi kabul ederse Suriye güçlenir. Bağdat, Hewler’in ve Süleymaniye’nin hakkını korursa Irak güçlenir. Ankara, Diyarbakır’ın hukukunu tanırsa Türkiye güçlenir, büyür ve demokratikleşir. Böyle bir perspektifle hem bölge ülkeleri hem Kürtler kazanır. Kazan-kazan politikası budur.

Türkiye, yüz yıllık tarihinin en stratejik ve kıymetli sürecini yaşıyor. Bu önemli süreçte önce-sonra ikilemi kurmak, süreci teyit mekanizmasına havale etmek çözümü geciktirme çabasıdır. Bu çaba, sadece çözüm karşıtlarını cesaretlendirir ve süreci enfekte etme riski ortaya çıkarır. Bizden önce sayın Bahçeli, aynen bu kürsüden şunları söyledi: ‘Artık adımlarla ilgili oyalanmaya ve oyalamaya gerek yok’ dedi. Evet biz de katılıyoruz. Ne oyalanmaya ne de oyalamaya gerek var. Dün de sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kime söylüyorlar bunları?

Oyalanan kim oyalayan kim, adres kim, kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yönetenler bir an önce ellerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılacak adımları ivedilikle atmalıdırlar.

Hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AİHM, AYM kararları uygulanabilir. Kayyımlar kaldırılabilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağlandığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur.

İktidar hukuk ve yargı mekanizmalarını muhalefeti kuşatmanın aracına dönüştürmüştür. Birileri çıkıp ‘yolsuzluk iddiaları var, ahlaksızlık var’ diyecek. Evet, biz asla iddialara gözlerimizi kapatmadık fakat Türkiye’de hukuk eğilip bükülüyor. İktidara ayrı muhalefete ayrı hukuk olmaz. 

Bizim DEM Parti olarak çizgimiz nettir. Yolsuzluk iddiası sonuna kadar araştırılmalıdır. Yerel yönetimler dahil olmak üzere her düzeyde tam şeffaflık, hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. Tam da bu nedenle kişiye göre değil herkese göre işleyecek güçlü bir Siyasi Etik Yasası’na ihtiyaç var. Bu etik yasası artık ertelenemez. Siyasi Etik Yasası, siyaset ile akçeli işler arasındaki bağları kesmelidir. 

Seçilmişlerin siyaset yapma dışındaki tüm imtiyazları kaldırılmalıdır. Hadi hodri meydan, DEM Parti buna var. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz. Buyurun kim çalıyorsa yakasına yapışalım. Toplumda ve anketlerde CHP belediyelerine dönük operasyonları yolsuzlukla mücadele olarak toplum görmüyor. Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak bunu herkes kabul ediyor.

Biz demiyoruz, İçişleri Bakanı itiraf ediyor. Diyor ki: ’31 Mart 2024’ten beri bin 48 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472’si AKP’li belediye, 217’si CHP’li belediye, 78’i MHP’li belediye, 16’sı DEM Partili belediye.’ Yani hakkında soruşturma açılan her iki belediyeden biri AKP’li. Biz de soruyoruz: Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AKP’li ise Allah aşkına neden kayyım DEM Partililere, görevden uzaklaştırma CHP’li belediyelere uygulanıyor? Bunun adil, hakkaniyetli bir açıklaması var mıdır Sayın Bakan? İktidardan olunca yolsuzluk, hırsızlık, usulsüzlük serbest; muhalefetin nefes alması bile yasak.

DEM Parti olarak iktidar ve muhalefet partilerine teklifimiz şudur: Türkiye’de siyasi iklimin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oyu, sandığı, makamı değil 86 milyonun geleceğini düşünerek siyaset iklimini normalleştirelim diyoruz. Bu teklifimizi de grup toplantımız aracılığı ile siyasi partilere iletelim. Elimizden gelen her şeyi yapacağımıza hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum.”

ÇOK OKUNANLAR