Yalçın Küçük üzerine tezler
07 Nisan 2026

Bir yanıyla son derece parlak ve özgün bir düşünür; bir yanıyla delilikle medya maymunluğu arasında gidip gelen megaloman.

Bir yanıyla ciddi ve çok çalışkan bir araştırmacı, bir yanıyla ağzına geldiği gibi yazan, yazdıklarını yayımlamazdan önce bir daha okumamakla övünen bir “velut” yazar.

Benim kendisine olan ilgim, onun 1984-87 arasında yayınladığı beş ciltlik Aydın Üzerine Tezler adlı kitaplarıyla başladı ve sona erdi.

Kitaplar olağanüstü bir araştırmanın ürünüydü, yüzlerce değil binlerce anektodla doluydu ama karman çormandı, ortada tek cümleye indirilebilir bir tane tez vardı, öyle “tezler”den söz edilemezdi, okuyucusunu o kadar dikkate almadan ve yalapşap yazılmıştı ki (kim üç yılda beş cilt kitap yazabilir?) cümle hataları, Türkçe yanlışları öylece duruyordu.

Aydın Üzerine Tezler, bir “opus” olma iddiasındaydı ve içerdiği tezi beğenmeseniz bile aslında cesameti ve kapsamıyla “opus” gibi de görülebilirdi ama işte neredeyse hiç iz bırakmadan kayboldu gitti.

Oysa, yine diyelim içeriğini beğenmeseniz bile Doğan Avcıoğlu’nun “Türkiye’nin Düzeni” kitapları kalıcı oldu, bugün bile okunmaya, satılmaya devam ediyor.

Veya Yalçın Küçük’ün hiç beğenmediği İsmail Cem’in “Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi” bugün dahi genç okurların elinde gördüğüm bir kitap.

Hayatı boyunca 50’den fazla kitap yazıp kalıcı tek bir eser ortaya koyamamak Yalçın Küçük’ün karakteri, onun saman alevi doğası ve esasen kendisinden başka kimseyle meşgul olmayan kişiliği açısından bir hayli temsil edici bir örnek.

Akademik hayatının ilk döneminde Sovyetler Birliği’nde endüstrileşmeyi yazan ve öven Küçük, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen sonra 1991’de Sovyetler Birliği’nde Sosyalizmin Çözülüşü başlıklı kitap yazabildi.

Arada ciddi bir ırkçılık şaheseri olan “İsimlerin İbranileştirilmesi” ile her taşın altında Yahudi/Sabetayist komplosu arayan ve bulan bir insan da oldu, epilepsi ve orgazm ilişkisi üzerine kitap yazacak cürete de sahip oldu.

Daha tuhafı, bir çeşit seküler tarikat lideri olarak dönem dönem pek çok parlak denebilecek kişiyi etkiledi, etkisi altına aldı.

Hayatta çok sayıda haksızlığa da uğradı. En büyük haksızlık ponun Ergenekon davasında hapse atılmasıydı. Beş yıl, saçma bile denemeyecek suçlamalar nedeniyle hapiste kaldı.

Dün öldüğünü duyduğumda aklımdan geçenlerin bir bölümü bunlardı.

ÇOK OKUNANLAR