Nörogelişimsel sorunlar olan otizm ve asperger sendromuyla ilgili farkındalık ve bilgiler artsa da kızlardaki tanıları uzun yıllar ihmal edildi.
Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Nahit Motavalli son yıllarda çok sayıda genç kız ve erişkin kadının otizm ve asperger sendromu açısından değerlendirilmek üzere uzmanlara başvurduğunu ve ileri yaşlarda tanı aldıklarını söyledi.
Bütün nörogelişimsel bozukluklar erkeklerde kızlardan daha fazla görülüyor. Otizm ve asperger sendromu da öyle. Ancak otizmli ve asperger sendromu olan kızlar daha geç tanı alıyor. Hatta bazen doğru tanıya ancak erişkinlikte ulaşabiliyor.
Kızlardan sosyal kurallara daha fazla uymalarının beklenmesi nedeniyle otizm ve aspergerli kızlar hem tanı öncesi hem de sonrasında erkeklere göre daha fazla dışlanıyor, damgalanmaya maruz kalıyor.
Motavalli ile çocuk ve ergen psikiyatristi Doç. Dr. Ayşe Kılınçaslan ‘Kızlar ve Kadınlarda Otizm ve Asperger’ kitabını yazdı. Motavalli ve Kılıçaslan toplumda yanlış algılanarak damgalanan bu kızlar ve kadınlarla ilgili farkındalığı arttırmayı ve alanda çalışan uzmanları otizmin kızlarda klinik görünümüyle (female phenotype) ilgili bilgilendirmeyi hedefliyor.
Kitapta otizm ve asperger sendromlu kızlarda çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde belirtilerin seyrini ve yaşamın çeşitli alanlarındaki (okul, iş, arkadaşlık, romantik ilişkiler, annelik vb.) durumları gözden geçiriliyor. Bireylere uygun müdahale programlarına bakılıyor.
20’li hatta 50’li yaşlarda tanı
Motavalli ile kızlar ve kadınlardaki (yaş dönemini anlatmak için bu iki ifadeyi kullanıyoruz) tabloyu konuştuk. Otizm farkındalığı artsa da kızlar ve kadınlarda otizmin klinik görünümüne dair bilgiler yetersiz. Uzun yıllar bilimsel literatürde kızlarda ağırlıklı olarak otizme zihinsel yetersizliğin eşlik ettiği yer aldı. Bu da normal ya da yüksek zekalı otizm ve asperger sendromlu kızların doğru tanı almasını engelledi.
Motavalli normal zekalı kızlara genelde normal zekalı erkeklerden tanı daha geç konduğunu söyledi. 20’li hatta 50’li yaşlarda doğru tanı konanlar var. Motavalli “Özellikle zihinsel beceri ve işlev düzeyi normal ve iyi olan kadınlarda bu tanı ihmal ediliyor. Erişkinlikte ilk kez tanı alanlar oluyor” dedi.
Tanıdaki gecikmenin birkaç sebebi var. İlk sıradaki faktör psikiyatri sınıflama sistemlerinde otizm belirtilerinin erkeklerde görüldüğü biçimiyle tanımlanması. İkinci faktör kadın ve erkekler arasında belirtilerde farklılık olması. Hatta erkek ve kadın fenotipinden söz ediliyor. Yani bazı belirtiler erkeklerde daha şiddetli, kadınlarda hafif seyrediyor. Üçüncü faktörse kızlar ve kadınlarda kamuflaj yani maskelemenin daha fazla olması. Bugüne kadar sadece zihinsel engelliliğin eşlik ettiği kadınlarda otizm tanımlanabilmiş.
Kızlar belirtileri maskeleyebiliyor
Motavalli kadınların sosyal becerileri ve sosyal motivasyonları daha yüksek olduğu için küçük yaştan itibaren otistik eğilim ve davranışlarını akranlarına bakarak onları taklit ederek maskeleyebildiklerini söyledi: “Kızlar ‘normal görünmek’ için taklit ve belirtilerini maskelemeyi seçmek zorunda kalıyor. Normalmış gibi davranabiliyorlar. Erkeklere göre daha çok sosyal motivasyonları var. Daha sıcak davranırlar, oyunlar ve etkinlikleri diğer kızlara benzer.
Ayrıca erkeklerdeki motor stereotipler kızlarda görülmeyebilir. Bu sebeple normal zekalı otizmli kızlarda erken yaşlarda belirtiler farkedilmeyebilir. Ancak zeka düzeyi düşük olan kızlarda belirtiler erkeklere benzer. Yani hem sosyal-iletişimsel sorunlar erkek otizmliler gibi hem de tekrarlayıcı davranışları.”
Normalmiş gibi davranmak büyük bir baskı
Diğer yandan daha fazla kamuflaj, maskeleme yaparak, ‘normalmiş‘ gibi davranmakla kendilerini baskı altında tuttukları için daha fazla depresyon ve intihar girişimi görülüyor. Ayrıca kadınlardan toplumsal beklentilerin yüksek olması otizmli ve aspergerli kadınları daha çok zor durumda bırakıyor.
Bu kızlar ve kadınlar zekaları yüksek olsa da mecazdan, örtülü mesajlardan anlamıyor, iyi-kötü ayrımı yapamıyor, kendini korumakta zorluklar yaşayabiliyor. Araştırmalar çeşitli travmalar ve özellikle cinsel saldırılara çok fazla maruz kaldıklarını gösteriyor. Bu da çok fazla ruhsal sıkıntılara hatta intihar girişimlerine yol açabiliyor.
Motavalli toplumsal baskı ve beklentilerle başedemeyip pek çok psikiyatrik sorunla karşı karşıya kalabildiklerini ifade etti: “Erken yaşta tanı almayan bu kızlar, ergenlik ve erişkinlikte depresyon, psikotik bozukluk, kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, bipolar bozukluk, sosyal fobi, yeme bozuklukları, şizoid kişilik bozuklukları ve intihar girişimi tanılarıyla uzun yıllardır yetersiz ve bazen uygunsuz psikiyatrik tedavilere maruz kalıyorlar.”
Erken tanıyla sosyal beceriler geliştirilebilir
Erken yaştan itibaren tanı almak önemli. Sosyal beceri eğitimleriyle farkındalığı artırmak, olası zararlardan korunmasını sağlamaya da yarıyor.
Son yıllarda erişkin başvurularında ciddi bir artış gözlediklerini belirten Motavalli, şöyle devam etti: “Bunlar da 20-30 sene psikiyatlarla görüşmüşler. Hatta birisi ilk başvurusunda ‘Sürekli psikiyatra gittim. Kişilik bozukluğu tanısı konuldu. Terapiye alındım. Terapi içindeyken bazen duygularım soruluyordu. Ben duygularımı bilmediğim için terapiste yalandan bir duygu adı söylüyordum’ diye anlattı yaşadıklarını.
Onun için iyi işlemlilerde ritüelleri, rutinleri, duyusal hassasiyetleri, rutinlerini terk edememe, yürütücü işlevleri, planlamadaki sıkıntıları gerçekten hayatlarını kötü etkiliyor. Bir de yetişkin hayatında ev, iş, evlilik, cinsellik, bazen annelik hepsi var ve bu alanların hepsinde zorlanmaları olabiliyor.
Bazı uzmanlar nörogirişimsel farklılığı anlayamıyor, psikotik süreç gibi değerlendiriyor. Bunlara uygun olmayan, gereksiz ilaçlar veriliyor. Bazıları daha şanslı. Sadece dikkat eksikliği olarak değerlendirilmiş (ki gerçekten vardı ama zemindeki otizm). O açıdan tedavi olup bir kısmı orada toparlanmış.”

