Sürdürülebilir Küresel Mimarlık Ödülü İstanbul’da verildi
16 Nisan 2026

Sempozyum öncesinde İstanbul Modern’de düzenlenen basın toplantısında Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü Programının Kurucu Başkanı Prof. Dr. Jana Revedin ve 2026 ödülünü paylaşan mimarlar; Ye Man, ZSYZ kurucusu (Çin),  Doan Thanh Ha, H&P Architects kurucu ortağı (Vietnam), Loreta Castro Reguera ve José Pablo Ambrosi, Taller Capital kurucuları (Meksika), Andreas Kipar, peyzaj mimarı ve şehir plancısı, LAND kurucu ortağı (Almanya/İtalya) konuştular. Fransa’da yaptığı projelerle ödül alan  Amelia Tavella Architects kurucusu mimar Amelia Tavella ise zoom ile toplantıya katıldı. Bütün projelerin ortak özelliği, mümkün olduğu kadar taş, ahşap gibi doğal malzemeler kullanarak insanların doğa ile içiçe yaşayabileceği, pozitif enerji veren ferah yapı ve alanlar yaratmaktı.

MSGSÜ’da 2010’da ders de vermiş olan Prof. Dr. Revedin konuşmasında, “Mimarlık dönüşümdür” temasının da çok katmanlı bir şehir olan İstanbul ile çok örtüştüğünü ifade ederek; “Bu yıl, organizasyonda birlikte çalıştığımız dört akademik kurumdan biri olan MSGSÜ ev sahipliğinde İstanbul’dayız, Normalde her yıl ödül sahiplerini Venedik Bienali’nde ağırlıyoruz. Açılış gününde tüm mimarlık dünyası Venedik’te buluşuyor. Bu kez akademik ortaklarımıza seyahat edelim dedik. İstanbul, ilk denememiz. Ödül sahiplerimizin İstanbul’a gelmekten büyük heyecan duyduklarını görüyorum ve burada olmaktan son derece mutluyuz ve gurur duyuyoruz.” dedi.

Gelecek yılın temasını dünyadaki siyasi gelişmeler ve savaşlar nedeniyle “Mimarlık Eşitliktir” olarak açıklayan Prof. Dr. Revedin öncülüğünü yaptığı programın amacını da şu sözlerle ifade etti: “Cesaret etmek; benimsemeye cesaret etmek, uzun yıllardır süregelen paradigmaları sorgulayıp sürdürülebilir değişimler yaratmaya cesaret etmek demektir. Aktarmak ise bu bilgiyi birbirimize iletmek, mimarlar, peyzaj mimarları, şehir plancıları, tasarımcılar ve hatta kuramcılar arasında paylaşmaktır. Bu yalnızca bilgiyi değil, aynı zamanda şüpheleri ve güncel kaygıları da paylaşmaktır. Farklı kuşaklardan, farklı ülkelerden ve kültürlerden geliyoruz. Bu nedenle birbirimize anlatabileceklerimizi, birbirimize nasıl destek olabileceğimizi paylaşmak son derece kıymetlidir.”  

Aynı zamanda şehir plancısı olan Alman mimar Andreas Kipar; İstanbul’un geleceği üzerine görüşlerini şöyle ifade etti: “İstanbul sıradan bir şehir değil, megakent. Bu yüzden gerçekten çok özel. Ama son 25 yıldaki pratiğimde öğrendiğim şey şu: Karşı karşıya olduğunuz zorluklara çok güçlü bir şekilde odaklanmak gerekir. Özellikle iklim uyumu, kamusal alanlara erişim ve kıyı alanları konusunda. Kıyı alanları, farklı parçaları birbirine yeniden bağlamak için belki de en önemli unsurlardan biri. Ama bu, tek tek projelerle değil, büyük bir fikirle yapılmalı. Bu bir proje meselesi değil, bir süreç meselesidir. Ama birinin bu süreci başlatması gerekir. Avrupa’da bunun çok güzel bir örneği var: Paris. Paris bunu yapmaya; trafiği azaltarak, yeşili artırarak, insanlara alan açarak ve zaten güzel olan şehri daha yaşanabilir hale getirerek başladı. Bence mesele, büyük bir fikirle başlamak ve ardından hemen çok sayıda küçük projeyi hayata geçirmek. Ama bu küçük projelerin hepsi, bir senfoni gibi aynı müziği çalmalı. Bu yüzden bir “şef” gerekir. Genellikle bu kişi şehrin belediye başkanıdır. Yani bu, küçük bir proje değildir. Bu, gelecekte doğaya uyumlu pozitif şehirler kurmak için düşünebileceğimiz en büyük projedir.”

ÇOK OKUNANLAR