Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Cumnuriuyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklandığı operasyonu hakkında, “Yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olan CHP’li, ama suçlu AK Parti! Allah aşkına, biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz?” dedi. Erdoğan, CHP’nin ‘yargının iddialarına cevap veremediğini’ savunurken, “Çalana değil, yakalayana kızıyorlar. Yolsuzluğa bulaşanları savunuyorlar. Belediye başkanlarının kurduğu haraç ve rüşvet düzeninin bedelini sokaklara döktükleri seçmenlerine ödetmeye kalkıyorlar. Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına esas olan bilgi ve belgeleri getirenler CHP’lilerin bizzat kendileridir” dedi. Erdoğan “Turpun büyüğü heybede” sözünü bir kez daha yinelerken, “Henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmedi!” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın gündeminde İBB’ye yapılan operasyon, İmamoğlu için yapılan Saraçhane eylemleri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel vardı. Erdoğan, Özel’in boykot kararlarına da tepki gösterirken, “Kalkıyor, medya gruplarını isim vererek şikâyet ediyor. Bizi dünyaya şikâyet ediyor. Benim Hazine ve Maliye Bakanımı şikâyet ediyor, sen kimsin ya! Senin gramın ne!” diye konuştu.
Erdoğan, protestolar sırasında Şehzadebaşı Camii’ndeki kabristanın ‘yerle bir edildiğini’ iddia ederken, “Ey Özgür Özel, herhalde senin de bir gün kabrini bu şekilde hazırlayacaklar ve senin de kabrini birileri gelip ya kazar ya yıkar! Bu eserleri namussuzlar gelip yıkıyorlar! Bunlara eyvallah etmek mümkün değil, orada tarih yatıyor! Şu an yargımızla bu işin üzerine gidiyoruz, bu eylemlere katılanların da tespitini yapmak suretiyle, bu yüzü maskeli olan teröristleri tespit edip onların da üzerine gideceğiz” ifadesini kullandı.
“Türkiye ekonomisine yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacak”
Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
“Biz milletimizle gönül bağımızı güçlendirmeye çalıştıkça, birileri aramıza girip nifak çıkartmanın peşinde koştu. Bu çabaların bir kısmı ideolojik saplantılardan kaynaklanıyordu. Bu tür endişelerin boş olduğunu onlar da anladı ama ‘hata yapmışız’ deme erdemini gösteremedi.
Bize yönelik husumetlerin bir kısmı da çeşitli maskeler altında ülkeyi sömürenlerin soygun çarkını bozmamızdan kaynaklanıyordu. 23 yıl boyunca en büyük tepkiyi, en büyük nefreti de bunlardan gördük.
Kimi zaman Gazi Mustafa Kemal’i, kimi zaman Batı’yı, kimi zaman milletimizin çeşitli kesimlerinin inanç ve köken hassasiyetlerini istismar eden yağmacıların kuyruk acısı dinmedi.
Türkiye’ye ve Türk milletine varoluşsal düşmanlık besleyen çevreler ise iki cenahı da kendi amaçları için tepe tepe kullandı.
23 yılda bu ülkeye ve millete hangi kazanımları sağladıysak, bunlara rağmen başardık. Bunca yılı yıkılmadan dimdik ayakta geçirdik ama karanlık cinayetlerle, kaos çıkarma niyetinde olanları da bize cumhurbaşkanı seçtirmemek için darbe çığlıkları atanları da, FETÖ’nün tanklarına alkış tutanları da, terör örgütlerine şehirlerimize saldırılarından medet umanları da asla unutmadık. Milletimiz, devletimiz bunu hesabı sorulmak üzere belleğine kaydetti. Demokrasimize yapılan saldırıların hesabı hukuk önünde ve meşru zeminde tek tek sorulmuştur. Bundan sonra da Türkiye ekonomisine, milletin refah ve huzuruna yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacak.
Hukuktaki masumiyet karinesi gibi, siyasette de beyan karinesi esastır. AK Parti’nin kapısını çalıp selam veren herkesi içeri buyur etmekle mükellefiz. Sokak sokak, ev ev dolaşıp insanları bu çatının altında davet etmek en başta gelen vazifemizdir.
“CHP’li belediyelerde yamyamlığın kitabını yazıyorlar”
Uzunca süredir dile getirdiğimiz, bazılarını rahatsız etse de yaşanan gelişmelerin hakikatin tam kendisi olduğuna yönelik bir tespitimiz var. Türkiye’nin kaderi ile AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın kaderi bütünleşmiştir. Son dönemde yaşanan gelişmeler bu tespiti bir kez daha ve çok çarpıcı şekilde ispatlar niteliktedir. Cumhur İttifakı olarak, Türkiye yüzyılı vizyonu ile 2023 yılı seçimlerini kazanıp Cumhurbaşkanlığı’nı aldık ve Meclis’te çoğunluğu sağladık. Ancak geçen yıl yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde arzu ettiğimiz neticelere ulaşamadığımız gibi, kayıplarla da karşı karşıya kaldık. Bir kısmı 2019 yılına kadar uzanan belediyelerde yaşanan kayıpların hem şehirlerimize hem ülkemize nasıl büyük maliyetler getirdiğini görüyorsunuz. Türkiye, belediyeler bağlamında 1989-1994 yılı dönemine geri döndü. Şehirlerimiz ve oralarda yaşayan on milyonlarca insanımız eser ve hizmet namına hiçbir çalışma göremedikleri gibi üstüne bir de hakaret işitiyorlar, hizmet bekledikleri için aşağılanıyorlar. Çalışmayan merdivenlerin, aksayan hizmetlerin suçu bile İstanbullu kardeşlerimize yükleniyor. Belediyelere milletimizin ödediği vergilerden aktarılan kaynakların eser ve hizmet yerine birilerinin çıkarları için kullanıldığı ortaya çıkıyor. İstanbul’un büyükşehiri ve kimi ilçe belediyeleri ile yolsuzluk, hırsızlık konusunda yamyamlığın kitabını yazdığı anlaşılıyor!
“CHP yönetimi, yargının iddialarına cevap veremedi”
Üniversite sınavını kazanan yüz binlerce gencin hakkının yenildiği usülsüz diploma ile başlayıp bütün şehri adeta bir ahtapot gibi saran rüşvet ve haraç çarkı ile devam eden rezilliklerin boyutu son operasyonla gün yüzüne çıkmış oldu. İstanbul’un CHP’li belediyelerindeki yolsuzluklarını dizi yapsanız, Brezilya dizilerinden daha fazla malzeme ile karşılaşırsınız. Bunlar henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmeden, CHP’nin içinden gelen belge ve bilgiler ışığında elde edilen suçlar. Heybedeki büyük turplar ortaya saçıldığında, bunların yakınlarının yüzüne bakacak yüzleri kalmayacak. Ortada bunca yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet varken hukuku, adaleti dilinden düşürmeyen CHP yönetimi, iddiaları aydınlatmak yerine ucuz siyasete yönelmeyi tercih etti. Yargının iddialarının hiçbirine cevap veremeyen CHP yönetimi, insanları sokağa döküp ülkede kaos çıkarmaya çalışarak skandalı örtbas etmeye çalıştı. Çalana değil, yakalayana kızıyorlar. Yolsuzluğa bulaşanları savunuyorlar. Belediye başkanlarının kurduğu haraç ve rüşvet düzeninin bedelini sokaklara döktükleri seçmenlerine ödetmeye kalkıyorlar.
“Yolsuzluk çarkınız deşifre oldu, pislikleri örtemezsiniz”
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına esas olan bilgi ve belgeleri getirenler CHP’lilerin bizzat kendileridir. Yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olup yüzbinlerce gencin hakkını yiyenler CHP’lidir. Bu paraların bir kısmını siyasi ajandaları için kullanan, bir kısmını da kurdukları suç örgütleri üzerinden şirketlerine aktaran da CHP’lidir. Soruşturma başlayınca emniyet ve savcılıkta itiraf sırasına giren CHP’lidir. Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni bilgi ve belge yağdıranlar CHP’lidir. Kurultayda şaibe var diye mahkemeye şikayet eden CHP’lidir. Yapılan hırsızlıkları ekran ekran dönüp anlatan CHP’lidir. Ama suçlu AK Parti’dir… Allah aşkına, biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz?
Yolsuzluk çarkınız deşifre oldu. Pislikleri örtemezsiniz, sağa sola çamur atmayı bırakın. Partiniz içindeki bilek güreşinde bizden destek alma hinliğini terk edin. Ağzı bozuk müptezellerle sokakları terörize etmekten artık vazgeçin. Bodoslama daldığınız çukura bizi ve milletimizi çekmeye çalışmayın. Kendinize zerre saygınız varsa biraz dürüst olun, şeffaf olun. CHP yönetimi gerçekleri bile bile millete yalan söylüyor. Hırsızlıkları bile bile insanları kandırmaya çalışıyorlar.
“Sen nasıl olur da Hazine ve Maliye Bakanımı şikâyet etmeye kalkarsın!”
Kalkıyor, medya gruplarını isim vererek şikayet ediyor. Bizi dünyaya şikayet ediyor. Benim Hazine ve Maliye Bakanımı şikayet ediyor, sen kimsin ya! Senin gramın ne! Sen nasıl olur da Hazine ve Maliye Bakanımı şikâyet etmeye kalkarsın! Hepsinden öte, bu marjinal grupları Şehzadebaşı’na toplarlayıp, oradaki kabristanı yerle bir ediyorlar. Ey Özgür Özel, herhalde senin de bir gün kabrini bu şekilde hazırlayacaklar ve senin de kabrini birileri gelip ya kazar ya yıkar! Bu eserleri namussuzlar gelip yıkıyorlar! Bunlara eyvallah etmek mümkün değil, orada tarih yatıyor! Şu an yargımızla bu işin üzerine gidiyoruz, bu eylemlere katılanların da tespitini yapmak suretiyle, bu yüzü maskeli olan teröristleri tespit edip onların da üzerine gideceğiz.
“Sayın Özel, oturduğu koltuğu dolduramıyor”
Pazartesi akşamı meydana gelen yolsuzluk, soysuzluk, CHP yönetiminin ısrarlar sürdürdüğü nefret siyasetinin sonucudur. Bundan kaçamazlar, kendilerini ayrı tutamazlar. Yaşanan bu alçaklığın en büyük sebebi CHP yönetiminin tükenmişliğidir, ta kendisidir. Sayın Özel maalesef özgürleşememiştir. Koltuğunu borçlu olduğu vesayet odaklarının emrinden çıkamamıştır. Son bir haftada sarf ettiği sözleriyle, tavırlarıyla şu an bulunduğu makama yetersiz geldiğini, oturduğu koltuğu dolduramadığını açıkça ortaya koymuştur. Bugün söylediğini yarın inkâr eden, belediye başkanlarından sürekli ayar yiyen, aciz, çaresiz bir karakterle karşı karşıyayız. Biz son bir ümitle her gün iyiye gitmesini, kendisine biraz çeki düzen vermesini beklerken, Sayın Özel freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı sürükleniyor. Aslında yumuşama ve normalleşme süreciyle biz buna çare olmaya, toksik muhalefet anlayışından siyaset kurumunu arındırmaya çalıştık, CHP’yi hapsolduğu ideolojik yankı odalarından kurtarmak istedik. Ancak muvaffak olamadık. CHP seçmeni bir senede Bay Kemal’i mumla arar hale geldi.
“Ülkenin yerli milli markalarını boykottan bahsediyorlar!”
Ülkenin yerli milli markalarını boykottan bahsediyorlar. Medya dünyasına saldırıyorlar. Hoş onu da her zamanki gibi yine ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. Sayın Özel, CHP Genel Başkanı gibi değil, hırsları ve korkuları aklını esir almış bir siyasi müflis gibi davranmaktadır. Ne tutuğu yol yoldur ne de ağzından çıkan sözü kulağı duymaktadır. Çıksın, cesareti varsa şu akıl ve vicdan tutulmasını millete izah etsin. Türkiye’yi uluslarası basına şikayet etmek bir CHP geleneğidir. Ülkenizi yabancılara kötülemekten hiç mi utanmıyorsunuz? Türk ekonomisine zarar vereceğim diyen bir ana muhalefet lideri olur mu? Böyle şuursuz cümleler kuran birinin akılla hareket ettiğine kim inanır? Bu rüşvet ve yolsuzluk çarkının içinde kimlerin olduğu zamanlar ortaya çıkacaktır. Başı İstanbul’da olan ahtapotun kollarının nerelere uzandığı görülecektir. Soruşturmalar derinledikçe biz de bazı şeyleri daha net anlayacağız. O zaman mevcut yönetim tarafından CHP’nin nasıl tepe tepe kullanıldığını daha iyi kavrayacağız. Parayı verenin CHP’yi ve yönetimi nasıl parmağında oynattığını daha net göreceğiz. İnşallah bu süreç CHP’yi bir iç sorgulamaya yöneltir ve ardından Cumhuriyetimize yakışır bir dönüşüme vesile olur.”