Filistin diye bir dava kaldı mı?
30 Ağustos 2025

Bir zamanlar Filistin davası diye bir dava vardı. 1970’li, 1980’li ve 1990’lı yıllarda Yasser Arafat liderliğinde Al Fetih teşkilatının başını çektiği Filistin Kurtuluş Örgütü Filistin halkını İsrail zulmünden kurtarmak ve İsrail etrafındaki komşu ülkelerde sefalet içinde kamplarda yaşayan Filistinlilere gerçek bir vatana kavuşturmak için büyük ve şerefli bir mücadele verdi. Ne yazık ki mangalda kül bırakmayan Arap ülkeleri Filistinlileri bu davada çok yalnız bıraktı. Hatta bazı Arap ülkeleri Filistin sefaletini körükledi. Onlara göre Filistinliler sefalet içinde yaşayınca gençler terörist olup İsraille savaşacaktı. Bunu da kısmen başardılar. Ama aklı başında Filistinliler dünyaya yayılıp aynı Yahudiler gibi çok çalışıp akademisyen, mühendis, doktor ve bilim adamı oldular.

Filistin davası esasında zulüm gören Filistin kamplarındaki insancıkları ve İsrail’in işgal ettiği topraklarda yaşayan Filistinlileri güven içinde yaşayacakları bir vatana ve koşullara kavuşturmaktı. İşte Türkiye’nin yaptığı katkılar da bu konuda oldu. Başını gençlerin çektiği bir avuç gönüllü 1970’li yıllarda Filistinlilere aktif olarak yardım etti. Hatta bir kısmı şehit oldu. Hayatta kalanlardan bir tanesi Cengiz Çandar. Türkiye’de bu yazar dahil rahmetli Prof. Mümtaz Soysal ve gazeteci rahmetli Baki Özilhan dahil bir grup insan Arafat’a yoğun destek verdi. Hatta birçoğumuzu Arafat bir nişanla ödüllendirdi. Filistin davasına her alanda gerçek hizmet verildi. Hükümetler bizi destekledi. 1998 de Filistinliler Cezayir’de bağımsızlık ilan ettikleri zaman coşkuyla Arafat’la kol kola halay çekenler arasında Cengiz Çandar ve İlnur Çevik de vardı. Bağımsızlık ilanından tam beş dakika sonra Türkiye Filistin bağımsızlığını tanıdı.

Filistin halkının İsrail’e karşı başlattığı ilk büyük ayaklanma silahsız bir mücadele şeklinde gelişti ve taş atan Filistinli çocukların zaferi ile sonuçlandı. Arafat çocuklar için “taş atan generallerim” derdi. Bu ayaklanma Türkiye tarafından desteklendi ve işte orada Türkiye Filistin davasına gerçek katkılar verdi.

Bu büyük mücadele Dünyada müthiş destek gördü ve İsrail lobileri ve kampanyaları yenildi. Dünya iki devletli çözümü onayladı.

Gazze ve Batı Şeria’da kurulacak Filistin yönetimi için düğmeye basıldı. Filistin Kurtuluş Örgütü bu işin başını çekecekti ama beklenen olmadı. Filistin davası seküler, demokratik, insan haklarına saygılı, kayırmacılığa ve yolsuzluklara kapalı yüksek değerleri yücelten bir yönetim kurulmasını öngörüyordu… Hiç de öyle olmadı. Filistinli yöneticiler yolsuzluklara bulaştı. İnsan hakları ihlalleri yönetimi lekeledi. Halk beklediğini bulamadı. Filistinliler Hamas ve İslami Cihattan medet umdu. Onlarda şiddete baş vurunca İsraillilere çok istedikleri ortam yaratıldı. Hamas sözde İsrail’e operasyon çekti ama yüzbinlerce savunmasız Filistinli Gazzeliyi İsrail kurtlarına yem etti ve yem etmeye devam ediyor.

Yani Filistin halkı sahipsiz. Meclisimize getirip hitap ettirdiğimiz Abbas’ın Filistin halkını gerçek manada temsil kapasitesi maalesef sıfıra yakın… Hadi devlet kur desen devleti yönetebilecek kimse yok.

Filistinlileri bu açmazdan çıkaracak yaratıcı zekalara ihtiyacı var. Bu kapasite Filistin halkında var. Türkiye gerçekten Araplara rağmen Filistin davasını canlandırmak istiyorsa bu konuda yardımcı olur. Filistin halkını kurbanlık koyunlar gibi altın tepside İsrail’e sunan Hamas bir çözüm değil… Gazze yok oldu, can çekişiyor. Batı Şeria eriyip gidiyor. Elimizi çabuk tutmamız lazım. Boş boş Filistin davasına destek vermeye devam edeceğiz demenin bir anlamı yok…

ÇOK OKUNANLAR