Az evvel nefis bir kitap bitirdim: ‘Saadet öğretmen.’
Yazarı Saadet Özkan.
Alt başlığı, kitabın ruhunu tek cümlede özetliyor: “Kaybetmekten korkan değil, mücadele eden kazanır.”
İki saatte bitiyor.
Su gibi akıyor.
Ama geride bıraktığı duygu uzun sürüyor.
Çok sevdim.
Çok etkilendim.
En çok da, umutla doldum.
Çünkü bu kitap, büyük laflar etmeden, ajitasyona kaçmadan, son derece sahici, samimi ve alçak gönüllü bir dille olağanüstü bir mücadeleyi anlatıyor.
Bir köy öğretmeninden, binlerce çocuğun hayatına dokunan bir sivil toplumcunun nasıl doğduğunu adım adım okuyorsunuz.
Ve sayfalar ilerledikçe, insanın aklından tek bir cümle geçiyor: İyi ki, vazgeçmemiş!
Biraz geri saralım…
Yaklaşık 10 yıl önce Saadet Öğretmen’le bir röportaj yapmıştım.
Çok ses getirmişti.
Genç, İzmirli bir öğretmen olarak İzmir Menderes’te bir köy okuluna atanmıştı.
Ve kısa süre içinde korkunç bir gerçeği fark etmişti:
Küçücük kız çocuklarına yıllar boyunca süren cinsel istismar!
Fail, 20 yıldır aynı okulda görev yapan bir müdürdü.
Saadet susmadı.
Görmezden gelmedi.
Üstünü örtmedi. Bu rezaleti, bu iğrençliği ortaya çıkardı.

Kitabı okurken anlıyorsunuz:
Okul müdürü Saadet’ten kurtulmak için her yolu denemiş.
Ama Saadet yolundan bir adım bile vazgeçmemiş.
Sonuçta ne oldu?
O müdür mahkûm edildi.
Bugün cezaevinde.
İstismara uğrayan çocuklar ise yıllarca destek aldı.
Bugün biri evli, biri iş kadını.
Hepsi başarılı, güçlü ve hayata tutunmuş bireyler.
Bunda Saadet Öğretmen’in payı çok büyük.
Saadet Özkan’ı bir kez daha yürekten tebrik ediyorum.
Sonra ne oluyor?
Sonra UCİM doğuyor. (Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği)
Kitapta UCİM’in nasıl kurulduğunu, bu yola nasıl çıkıldığını ve bu mücadelede omuz omuza yürüdüğü UCİM Genel Müdür Yardımcısı Yücel Ceylan ile yollarının nasıl kesiştiğini de okuyorsunuz.
Ardından, Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülü geliyor.
Ve Amerika yolculuğu…
Bu ödül, sadece kendi ülkesinde toplumsal fayda için üstün cesaret ve hizmet göstermiş kadınlara verilen, son derece prestijli bir ödül.
Sonrası ise doludizgin UCİM yılları…
Gerçekten etkileyici.
Çünkü bu sadece bir sivil toplum hikayesi değil; bu vicdanın örgütlü hali.
Bizim Saadet Öğretmen gibi cesur, kararlı, yolundan dönmeyen kadınlara çok ihtiyacımız var.
Onu bütün kalbimle kutluyorum.
Evet, yıllardır sosyal medyadan takip ediyordum.
Arada haberleşiyorduk da…
Ama yıllar sonra, işte Saadet yine karşımdaydı.
10 yıl geçmişti ama hiç değişmemişti.
Hâlâ gülünce gözlerinin içi gülüyor.
Hâlâ dinamik.
Hâlâ enerjik.
Hâlâ güzel.
Ve hâlâ çok sahici.
O gün nasılsa bugün de öyle.
Sesi net.
Duruşu sağlam.
Bakışı kararlı.
Kalbi açık.
Ve anlatmaya başlıyor…
“Ben umutlu bir insanım” diyor. “Hiçbir zaman umutsuz olmadım. Umuttan ne doğdu biliyor musun? Mücadele.”
UCİM’i kurduklarında söyledikleri şey şu olmuş:
“Biz sadece burada kalmayacağız. Türkiye’ye, hatta dünyaya yayılacağız.”
Ve başarmışlar.
Bugün UCİM’in içinde İspanya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den insanlar var.
Gençlerle büyüyen bir hareket bu.
Bir zamanlar üniversiteli olanlar, bugün UCİM’in denetim ve disiplin kurullarında.
Avukatlar…
Ruh sağlığı uzmanları…
Öğretmenler…
Yapının yüzde 97’si gençler ve kadınlardan oluşuyor.
Her görüşten insan var.
Ama ideolojiler kapının dışında.
Ve en önemlisi:
UCİM hep sahada.
Okullarda…
Hastanelerde…
Mahkemelerde
Sözde değil, bizzat orada olarak.
Ağrı’ysa Ağrı, Diyarbakır’sa Diyarbakır.
Her ihbar, uzman bir komisyon tarafından titizlikle inceleniyor.
Ezbere iş yok.
Her davada tek bir ilke var :
Çocuğun üstün yararı.
Akademik yayınlar yapılıyor.
“Kelebek Etkisi” konuşmaları düzenleniyor.
Neredeyse bütün üniversitelere gidilmiş.
35 bin gence ulaşılmış.
Bir de çocuk kitabı var: “Mavi Kelebekler.”
İstismar kelimesi hiç geçmeden…
Çocuğa bedenini, sınırlarını, “hayır” deme hakkını öğreten bir kitap.
Kitaba gelince…
“Saadet Öğretmen benim yolculuğum” diyor Saadet.
“Çocukluğumdan başladım. Canımı yakanları da yazdım, beni büyütenleri de… İzmir Menderes’te o köy okulun da yaşadıklarımı da…”
Ama bu kitap acı anlatmıyor.
Bu kitap sonsuz sevgiyi anlatıyor.
Okurken travmatik bir şeyle karşılaşacağınızı sanıyorsunuz.
Ama kitabı kapattığınızda, içinizde acıdan çok umut kalıyor.
Çünkü Saadet bize şunu hatırlatıyor:
Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Bir çocuğun yaşadığı travma kalbinde derin yaralar açabilir. Ama doğru destekle, o çocuk hayata tutunabilir.
Ve bazen…
Tek bir öğretmen, binlerce hayatı değiştirir.
Saadet Öğretmen gibi!

