Dünyada nefretten daha büyük tek şey varsa aşktır, sevgidir o deniyor ya. Hah!
14 Şubat, işte tam da bugün, Aşkın Günü. Kutlamalar sevililer arasında.
Ama biraz da kapitalist tüketim baskısıyla sevgilisi olmayanlar da işin içine sokuluyor.
Sanki onlara özel bir gün belirlenemezmiş gibi. Hayır, sevgililer gününden nemalanacaklar. Evcil hayvan sevgisi de buna dahil olacak. Onlara da hediye alınacak. Alınsın tabii. Özellikle köpekler için.
Çünkü onlar saf, karşılıksız ve rağmen seviyorlar. Ölesiye bağlılar sahiplerine. Beklemeyi en iyi bilenler onlar, evde bırakıp gittiğinizde. Yine de onlara özel 11 Nisan var. O güne bırakalım onları kutlamayı. Aşkın gününde meydanı sadece aşıklara bırakalım. Ana baba günleri var zaten. Arkadaşlık, dostluk günleri de. Onları karıştırmasınlar. Herkes kendi gününü beklesin.
Çünkü aşıkların bugün gözü hiçbir şey görmüyor. Evet, aşkın gözü bugün tam kör. Napalım laf bu. Aşkın gözü görme engelli diyemeyiz.
Belki bilginiz vardır, ben yine de söyleyeyim. Dünyada bu gün için yapılan hediye alışverişinin tutarı tam 140 milyar dolarmış. Gördüğünüz gibi aşka harcanacak paraya kıyılabiliyor rahatlıkla. Aşkla gelen aşkla gidiyor. Hediyeler dışında tatil kaçamakları, yemekler vb. ayrı bir harcama. Ama bunu harcama olarak kabul etmeyelim, aşka yapılan yatırım diyelim. Keşke aşkları korumak için de bu denli harcama yapılabilse. ‘Senede bir gün’ şarkısı gibi olmasa… Saçmalık olarak bulanlar da var bugünü, benden uzak Allah’a yakın, diyenler de. Sevgiliyiz ama anlayamadık bunu, bir kutlamam bile yok diyenler de var. Her ne olursa olsun, bir bedeli var.
14 Şubat’ta güller de, çikolatalar da restoran menüleri de iki üç kat artmış halde, yani aşkınızın bugün hesabı sorulacak size. Oysa parasız ama değerli hediyeler de var verilecek. Mesela zaman ayırmak birbirine… Deniz kıyısında kayalıklara oturup dalgaları dinlemek de var. Ormanda, büyük bir parkta yürüyüş yapmak da el ele…
Birden, şair Gülten Akın’ın bir dizesi yapıştı dilime.
‘Ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya’…
Vakti yok yazı okumaya, vakti yok göz göze bakışırken sessizce durmaya, vakti yok sarılarak dans yapmaya… Şairler bile şiir okumazken, birbirine şiir okumaya vakit yok. Ezberlemeye de gerek kalmadı. Şair Lale Müldür, bir şiirinde, ‘Ne aşkı ya hangi aşk, Aşk yok ki, Olsaydı onunla benim aramda olurdu…” diye karşı duruyor.
Bense şöyle diyorum, ben demeyeceğim de kim diyecek, kendi şiirini yazan biri: …Aşk en büyük maceradır çünkü / Birinci bölümde dilim tutulur avuçlarında / İkincisi her harfte gizli kalmış fantazya / Kalbine usulca bıraktığım kalbimi unutma.’.
Erkeklere erken uyarı vereyim, akıllarında tutsunlar, bugünü fotoğraflasınlar, özellikle ilk Sevgililer Günü’yse aşklarının. Ne giydi, saçı nasıldı, sakın unutmayın erkek tayfası. İlerde, yani ilişkiniz kalıcı olursa, sorulacaktır bunlar.
Uzaktaysanız sakın ha cepten hazır mesajlar atmayın. Kendi duygularınızı hissedip yazın.
Yakındaysanız, dışarıya çıkmadan, bir Amerikan filmindeki gibi evde beraberce yemek de yapabilirsiniz. Sonra oturup bir film açarsınız platformlardan. Romantik komedi cinsinden, sonları da mutlu biten.
Sahi eğer imkanlarınız sonsuz olsaydı neler yapardınız bugün ve sonrasında, birbiriniz için. Hep destek, tam destek olur muydunuz sözgelimi. Yine bir şairle devam edelim o zaman.
Emily Dickinson (Amerikalı şair,1830-1886) şöyle demiş:
“Eğer seni bir sene sonra görebilseydim / Ayları yumak gibi sarar / Değişik çekmecelere koyardım / Birbirlerine karışmasınlar diye / Eğer yüzyıllar ertelenseydi / Onları parmaklarımla sayıp / Hesaplardım / Parmaklarım düşene kadar / Eğer bu hayatın sonunda / Her şey kesin ve gerektiği gibi bizim olsaydı / Yaşamı bir kabuk gibi geriye atar / Ölümsüzlüğü seçerdim / Ama şimdi ne zaman biteceği belirsiz / Bu hatıralar / Beni öldürdüğünü sezdirmeden / Bal arısı gibi dürtüyor”.
Aşkı çıkmaz sokaklara sokmadan uyarmak aslında tek görev.
Make you feel my love şarkısını hediye edeyim ben de o halde tüm seven ve sevilenlere ve görevimi tamamlayayım. Adele’den geliyor. “Rüzgâr yüzüne vururken, ve tüm dünya senin durumundayken, Sana sıcak bir kucaklaşma teklif edebilirim, Sana aşkımı hissettirebilmek için…”.
Gün bir yana, siz bir yana, bugün yaşadıklarınızın her anını hissederek yaşayın.
Kucaklaşın. Aşkın bayrağını alıp beraber dalgalandırın.
Çünkü aşk sağaltır her şeyi.

