Merhaba İrem Hanım,
38 yaşındayım. 11 yıllık evliyim. Evliliğimiz boyunca hiç seks yaşamadık. Baştan beri. Konuşmayı denedim, terapiden söz ettim, “zamana bırakalım” dendi. Zaman geçti, ben sustum. Geçen ay şunu öğrendim: Biz evliyken, başka biriyle de ilişkisi varmış ve kadın hamile. Yani benimle 11 yıl boyunca hiç istemeyen adam, başkasıyla hem ilişki yaşamış hem de çocuk yapmış. Şu an resmen iki duygu arasında sıkıştım: Bir yanda öfke var. Beni yıllarca niye oyaladı ki. Diğer yanda utanç var, demek ki sorun bendeymiş. 38 yaşındayım ve sanki kadınlığım, zamanım ve hayatım çalınmış gibi hissediyorum. Bu yükle nasıl ayağa kalkılır?
Değerli okurum,
Bu soru zor. Çünkü burada konu seks değil. İhanet de değil sadece. Burada gerçekten yaşanmamış bir hayatın yasını tutuyorsun.
Aynı evlilikte seks yokken dışarıda çocuk olması “sen yetersizdin” demek değil. Bazı insanlar ilişkiyi sürdürürken sorumluluk almaz, ama başka bir yerde “başlangıç” yapınca her şeyi mümkün sanır.
Bugüne kadar evliliğiniz “belirsizlikle” sürüyormuş. Hamilelik bu belirsizliği yıktı. Şu an canın yanan şey sadece aldatılmak değil; sana hiç verilmemiş bir ihtimalin başkasına verilmesi. Bu çok ağır bir darbe. Sen reddedilmedin. Sen oyundan habersiz tutuldun.
Sürekli “neden yetmedim” diye düşünmeyi bırak. Karşındaki seninle bir hayat kuramamış. Evliliğin içinde, hayatın dışında bırakılmak senin ayıbın değil. Bu senin eksikliğin hiç değil.
Cinsellikte eşim sanki bir ‘performans koçu’
İrem Hanım merhaba,
38 yaşında, 6 yıllık evli bir erkeğim. Çocuğumuz yok. Eşimle aramız genel olarak iyi. Kavga etmeyiz, birlikte güleriz, tatil planları yaparız. Ama son bir yıldır eşim cinsellikte bambaşka biri oldu. Nasıl anlatsam… Sanki bir ‘performans koçu’ ile birlikteyim. Her ilişkiden önce araştırma yapıyor. Podcast dinliyor. ‘Bu hafta mindful seks deneyeceğiz’ diyor. Bazen not alıyor. Geçen gün bana ‘Bugünkü deneyimimizi 10 üzerinden puanlar mısın?’ dedi. İlişki bittikten sonra analiz yapıyoruz. “Temas süresi yeterli miydi? Göz teması nasıldı? Senin beden farkındalığın kaçtı?” Ben sevişirken hedef konuşmak istemiyorum. Bir yandan da hevesini kırmak istemiyorum çünkü gerçekten çabalıyor. Ama ben artık spontane bir şey yaşamak istiyorum. Sorunum şu: Cinselliğin bu kadar optimize edilmesi normal mi? Yoksa biz fazla mı bilinçlendik?
Değerli okurum,
Modern ilişkilerin yeni hastalığı Her şey gibi cinselliği de yaşamak yerine, yönetmeye çalışmak.
Bir dönem insanlar konuşmazdı. Şimdi fazla konuşuyoruz. Eskiden “bir şeyler olsun” diye beklenirdi. Şimdi “bir şeyler olurken farkındalık kazanalım” diyoruz.
Eşinde de muhtemelen kontrol ihtiyacı var. Hayatın başka alanlarında kontrol kaybı yaşayan kişiler, cinsellikte kontrolü artırarak güven hissederler. Yeterli miyim kaygısı da bazen insanı performans koçuna dönüştürür.
Mindful seks kötü bir şey değil. Ama her şey mindful olursa erotizm ölür. Erotizm biraz bilinç kaybı ister. Biraz “sonra konuşuruz” hali ister. Sevişmenin sonunda puanlama ve analiz yapılmaz.
Sana önerim: Bir gece planı sen yap.Ama plan bu akşam hiçbir şey konuşmamak olsun. Telefon yok. Podcast yok. Sadece dokunma. Ve ertesi gün analiz yapmayın. Cinsellik bazen değerlendirilmediğinde daha sağlıklı olur.
Ben eşim kadar yakınlaşmak istemiyorum
İrem Hanım merhaba,
37 yaşında, 5 yıllık evli, bir kadınım. Sorunum biraz garip. Eşim beni çok arzuluyor. Gerçekten çok. Sürekli dokunmak istiyor, fırsat bulsa yakınlaşmak istiyor. Başta hoşuma gidiyordu. Ama artık yoruldum. Sorun şu ki… Ben onun kadar istemiyorum. Onu sevmediğimden değil. Başka birine ilgim yok. Ama o akşam heyecanla yaklaşırken ben bazen ‘bugün hiç modumda değilim’ diyorum. O zaman da surat düşüyor. ‘Artık beni istemiyor musun?’ bakışı geliyor. Ben istemeyince suçlu hissediyorum. İsteyince de görev yapıyormuşum gibi hissediyorum. Bir kadının arzusu neden dalgalı olur? Ve bir kadının sürekli hazır olmaması normal mi? Yoksa bende bir problem mi var?
Değerli okurum,
Önce şu cümleyi kalın harflerle yazıyorum: Kadın arzusu dümdüz bir çizgi değildir. Dalga grafiğidir. Erkeklerde arzu çoğu zaman tetikleyicidir. Görür, dokunur, olur. Kadınlarda ise arzu genellikle bağlamsaldır. Zihin rahatsa olur. Yorgunsa olmaz. Kafası doluysa kapanır.
Ve en önemlisi: Kadın arzusu çoğu zaman spontan değil, tepkisel çalışır. Yani “durduk yere içimden geldi”den çok, “doğru atmosferde içimden geldi” şeklinde.
Eşinizin yüksek arzusu bir sorun değil. Sizin daha değişken arzunuz da sorun değil. Sorun şu noktada başlıyor: Arzu eşitliği bekleniyor. İki insanın libidosu nadiren senkron çalışır. Biri salı ister, biri cuma. Biri akşam, biri sabah.
Evlilikte en romantik şey “hep aynı anda istemek” değildir. En sağlıklı şey “istemediğin zaman suçluluk hissetmemek”tir. Sürekli hazır olman gerekmiyor. Ama burada ince bir nokta var: Eğer sürekli geri çekiliyorsan, bazen mesele libido değil, zihinsel yük olabilir.
Kendine şunu sor: Gerçekten istemiyor musun? Yoksa dinlenmen mi gerekiyor? Ya da arzumun ortaya çıkması için daha uzun bir ön alana mı ihtiyacın var? Arzu bir performans değil. Zaman zaman azalması, ilişkinin azaldığı anlamına gelmez.

