Küresel altın fiyatlarında yaşanan sert yükselişin etkisiyle Türkiye’deki altın varlığının değeri hızla artarken, yalnızca ocak ayında fiyatlardaki yüzde 25’lik artışın yaklaşık 80 milyar dolarlık ek servet etkisi yarattığı belirtiliyor.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle ons fiyatı 5 bin doların üzerine çıkan altın, büyük kısmı hanehalkı ve şirketler tarafından bankacılık sistemi dışında tutulan birikimler olmak üzere, Türkiye’deki toplam altın stokunun milli gelirin yaklaşık yarısına ulaşmasına yol açtı. Oluşan servet artışının harcamalar üzerinden ekonomiye yansıdığı ve dezenflasyon sürecini zorlaştıran unsurlar arasında yer aldığı ifade ediliyor.
Bir yılda 300 milyar doları aşan servet artışı
Reuters’ın aktardığına göre altın fiyatlarının son bir yılda yaklaşık yüzde 80 oranında yükselmesi, altın kaynaklı servet etkisini 300 milyar doların üzerine taşıdı. Bu artışın özellikle ve konut sektörlerinde talep üzerinde etkili olduğu, iç talebin beklenen ölçüde yavaşlamamasında rol oynadığı belirtiliyor.
Para politikasının doğrudan kontrol alanı dışında kalan bu servet etkisinin, kırılgan seyreden dezenflasyon sürecini yavaşlatan faktörlerden biri olduğu değerlendiriliyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hesaplamalarına göre ülkedeki altın stokunun yaklaşık 600 milyar dolarlık kısmı yastık altında tutuluyor. Bu tutar, hanehalkı ve şirketlerin bankacılık sistemi dışında muhafaza ettiği fiziki altınları kapsıyor. Ekonomistlerin tahminleri de benzer büyüklüklere işaret ediyor.
Altın geleneksel yatırım aracı olmayı sürdürüyor
Türkiye’de altın, uzun yıllardır güvenli ve taşınabilir bir tasarruf aracı olarak görülüyor. Düğünlerde takılan ve kuşaktan kuşağa aktarılan altın birikimi, hem enflasyona karşı korunma hem de kültürel ve dini tercihler nedeniyle yaygınlığını koruyor.
Son dönemde hızlanan fiyat artışları ise bu birikimlerin değerini artırarak harcama eğilimini destekleyen bir unsur olarak öne çıktı. Ekonomistler ve Merkez Bankası yetkilileri, bu durumun dezenflasyon sürecini daha karmaşık hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Yalnızca ocak ayında bazında yaklaşık yüzde 25 yükselen altın fiyatlarının, Türkiye’deki altın stokunda bir ayda 80 milyar dolarlık değer artışına yol açtığı hesaplandı.
QNB ekonomik araştırmalar birimi tarafından yayımlanan günlük notta, ocak ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde stokundan elde edilen toplam kârın 311 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Bu tutarın GSYH’ye oranının yüzde 19,3 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye işaret ettiği ifade edilirken, altın fiyatlarındaki artışın iç talep üzerinde belirgin şekilde artırıcı rol oynadığı kaydedildi.
Türkiye altın sahipliğinde öne çıkıyor
Türkiye; Hindistan, Almanya ve Vietnam ile birlikte hanehalkı altın sahipliğinin yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Bankacılık sistemi içinde 80 milyar doların üzerinde altın cinsi mevduat ve fon bulunurken, Merkez Bankası’nın altın rezervlerinin değeri de 80 milyar doların üzerinde hesaplanıyor.
Bu veriler ışığında Türkiye’nin toplam altın stokunun yaklaşık 760 milyar dolar seviyesinde olduğu, bunun da milli gelirin yaklaşık yüzde 49’una karşılık geldiği belirtiliyor. Yastık altı altının toplam içindeki payı ve milli gelire oranı bakımından Türkiye’nin diğer ülkelerden ayrıştığı ifade ediliyor.
Altın artışı konut ve otomobile yansıdı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan bir analizde, küresel altın fiyatlarındaki yükselişin başladığı 2023’ün son çeyreğinden itibaren altın mevduatının yüksek olduğu illerde konut fiyatlarının diğer bölgelere kıyasla daha hızlı arttığı tespit edildi.
Merkez Bankası çalışanlarının değerlendirmelerine yer verilen “Merkezin Güncesi” adlı blog analizinde, bu durum altın kaynaklı belirgin bir servet etkisinin göstergesi olarak tanımlandı. Analize göre Eylül 2023 sonrasında altın fiyatlarındaki keskin yükseliş, konut ve otomobil piyasalarında talep artışını beraberinde getirdi.
Yüksek kredi maliyetlerinin tüketim eğilimini zayıflattığı bir dönemde, yastık altındaki altın birikimlerinin harcamalar için alternatif bir kaynak oluşturduğu değerlendiriliyor. Altın kaynaklı servet artışının tüketim üzerindeki etkisinin, para politikasının sınırlı kaldığı alanlardan biri olduğu belirtiliyor.
Son verilere göre dolar bazında altın fiyatları son bir yılda yüzde 80’e yakın, son iki yılda ise yaklaşık yüzde 150 oranında artış kaydetti.

