Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin CNN Türk’te “Hafta Sonu” programında Hakan Çelik’in sorularını yanıtladı. Bakan Tekin bildiriyi asla kabul etmediğini ve konuyu yargıya taşıdığını duyurdu. Ara tatilin kaldırılıp kaldırılmayacağı sorusuna da canlı yayında yanıt verdi.
Milli Eğitim Bakanı Tekin’in açıklamalarından satır başları:
“Öncelikle Balıkesir’deki şehidimize Allahtan rahmet diliyorum. Çok sıkıntılı bir coğrafyada yaşıyoruz. Dünyada etki uyandırabilecek çatışmaların olabileceği alandayız. Biz bu coğrafyada barışın teminatı olan bir ülkeyiz. Etrafımız maalesef barut fıçısı gibi.
Bakanlığına bütün çocuklar emanet ediliyor. Vatanı, vatanda ait değerleri sahiplenmek, hukuk devletini sahiplenecek, olağandışı bir durum olduğunda yardıma koşacak bir kuşak yetiştirmemiz gerekiyor. Çocuklarımıza vatana dair değerleri öğretmek zorundayız. Milli Eğitim Bakanlığının temel işlerinden bir tanesi.
Laiklik gibi konuları göz önünde tutarak görevlerimizi yerine getirmek zorundayız. Kanunların ve Anayasanın bize yüklediği sorumlulukları hayata geçirmeye çalışıyoruz. İşimizi yapıyoruz. Biz yasalara uyarak düzenlemeler yapıyoruz.
Bu yıl çevre, orman bilincinin gelişmesi için farkındalık etkinlikleri yaptık. Bayrak üzerinden bir farkındalık oluşturduk. Bizi biz yapan değerlerimiz etrafında birliğimizi güçlendirecek adımlar atmaya çalışıyoruz. Ramazan ayı ise önemli bir değer. Sıra dışı kural dışı mevzuatlarında yapılmasını engelleyecek şekilde bir genelge hazırladık. Ramazan ayının bir dizi etkinlikle farkındalık oluşturacağını duyurduk. Gönüllülük esası ve mahremiyete dikkat çektik. 168 kişi bir bildiri yayınladı. Bu bildiri benim açımdan asla kabul edemeyeceğim tanımlamaları bünyesinde barındırıyor. Biz birlik, onlar talibanlıktan bahsediyor. Laiklik meselesine taşımak abes.
Bunu bir demokratik hak olarak görüyorsunuz, ben demokratik bir hak olarak bunu yargıya taşıdım. Bu ifadeler kabul edilebilir bir şey değil. Genelgeyi hazırlayan bir bakan olarak öğretmenlerimiz, idarecilerimiz hepsi zan altında kalıyor. Suç duyurusunda bulundum ve bundan rahatsız oldular. Dün akşam saha araştırması arkadaşlarımızda bir araştırma istedik. Genelgeyi doğru bulanların oranı yüzde 80 bandında. Bizim hazırladığımız genelgeyi. Toplumun yüzde78’i 80’i Ramazan ayında yapılacak etkinlikleri destekliyor demek ki. Cumhur ittifakına oy verenlerin yüzde 98’i genelgeyi onaylıyor. Biz iyi niyetle yola çıktık. Bir kısım faaliyetler yapıyoruz. Art niyetli sabote etmek isteyenler olabilir.
Kamuoyuna yansıyan birkaç olay dışında yüzlerce etkinlik içinde rahatsızlık yok. CİMER’e yüzbinlerce teşekkür var. İnanılmaz bir heyecan oluştu.
FETÖ yada benzeri yapılarla mücadele yapısında saatlerce konuşabiliriz. 2013 yılında başlayan FETÖ ile mücadele anlamında kritik olan dershane konusunda CHP’nin nerede durduğuna bakmak lazım. Cumhuriyet Halk Partisi 2014 yılında neredeydi? FETÖ dershanelerinde ağlayan milletvekilleri vardı.
Dini yada dini vecibelerle alakalı hiçbir genelge yok. Geçen yıl 23 Nisan ile ilgili de genelge yayınladık. Genelgemizin odağı çocuklarımızın birliğimize sahip çıkması. Okullarda yapılacak etkinliklere dair. Ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz çocuklarımıza bu ülkeye sahip çıkma birlik ve beraberliği en üst seviyeye çıkaracak bir genelge oluşturuyoruz.
Laiklik kavramı üzerinde oturup uzlaşmamız gerekiyor. Laiklikten ne anladığımız konuşmamız gerekiyor bu coğrafyada. Osmanlı devleti çatısı altında bile farklı inançların özgürlük ve barış içinde yani kendi dini inanç ve ibadetlerini özgür bir biçimde gerçekleştirdikleri barış içerisinde yaşadıkları bir gelenekten geliyoruz biz.
Biz burada laiklik tartışmasının çıkacağını düşünmedik. Aklımızdan bile geçmedi. Şunun farkındaydım. Bu eleştirileri yapanların Türkiye’nin toplumsal yapısı ile ilgili zerre miktar bilgisi olmadığını anladım. Kabir başında rakı içen bunu içebilecek kadar Türkiye’nin toplumsal yapısından uzaklaşmış bir siyasetçinin Ramazan ile ilgili böyle bir değerlendirme yapabileceğini de böylece görmüş oldu.
Bizi kutuplaşmakla eleştiren muhalefetin etkinliklerimize destek olmasını bekliyorum. Gelin birlikte yapalım. Birlikte iftar yapalım dedik, ona bile gelmediler.
Okul zilleri uygulamasını kaldırdık. Zilsiz okul uygulamasını başlattık. zil çalıyor okul etrafındaki komşular rahatsız oluyor. Nöbetçi öğretmen arkadaşlarımız dersin başladığını duyuruyor.
Okullar 180 iş günü devam etmek zorunda. Öğretmenler kanunlara göre iki ay yaz tatili yapıyor. Bunların üstüne resmi tatilleri koyduğumuzda, dini bayram tatillerimizi falan eklediğimizde takvim olarak sorunlar yaşayabiliyoruz. İş günü sayısını tamamlayamayacak duruma geliyoruz. Ara tatilleri kaldırmak deyince sanki okula eklenecek gibi anlaşılıyor. Okulların açılışını eylül ayına öteleyeceğiz. Ara tatil kısmı eylül ayına eklenebilir. Biz okula çocukların geldiği gün sayısını artırmıyoruz. Tatili de azaltmıyoruz. Sadece günlerde düzenleme yapıyoruz. Önümüzdeki yılın takvimini hazırlıyoruz. Ramazan bayramı ve Kurban bayramı tatilleri bizim takvimizi etkileyecek olursa orada düzenleme yapabiliriz. Ara tatilleri kaldırmayacağız sadece düzenleme yapacağız.
Engelli arkadaşlarımızla ilgili bir açıklama yapacağız. Yasal zorunluluğumuzun neredeyse 2 katı kadar engelli personel çalıştırıyoruz. Yine de engelli arkadaşlarımızla yol yürümeye devam edeceğiz. Alım yapacağız.
Heybeliada Hristiyan camiası tarafından sembol haline gelmiş bir ada. Siyaseten açılması yönünde bir karar verilirse diye oradaydık. Rapor hazırladık. Açılması yönünde bir şey söylenirse ona göre bakacağız. Yani ilkokul, lise, üniversite hangisi açılacaksa… Ruhban okulu yok bir lise açık ama öğrencisi yok. Hukuken açık. Karşı taraftakilerinde bu okulun düzeyiyle ilgili bir fikirleri yok. Kafa karışıklığı var.
Ermeni okullarımız okullarımız var bunlar özel okul statüsündeler yani özel öğretim kurumları kanunu onlarla ilgili bir problem yok hiçbir problemimiz yok. Bu 1-2 Lozan’da kapatılan yabancı okullar var yani Kurtuluş Savaşı süresinde kapatıldı. Lozan‘dan sonra ilgili ülkelerin İtalya Almanya Avusturya ülkeleri devlet başkanları Gazi Mustafa Kemal ’e mektup yazıyorlar ve mektuplarda talep ettikleri okulların açık olmasını istiyorlar. 11-12 tane okuldan bahsediyoruz. Lozan mektupları diye bildiğimiz okullar bunlarla ilgili de problemimiz yok bunlar da devam ediyorlar buralara Türk vatandaşları öğrenciler de gidebiliyorlar.
Fransız tarafı ben müsteşarken konuştuğumuzda haklısınız dediler ama yapmadılar. Biz dedik ki Fransa’da yaşayan Türk vatandaşları için Türk ve Türk kültürü dersleri için protokole koyalım biz orada bu kazanımı elde edelim sizin de buradaki okullar için gerekli adımları atalım. Uluslararası bir sözleşme imzalanmadığı sürece bu okullarımıza yeni kayıt alınamayacağı Türk vatandaşları açısından yeni kayıt olanlara denklik vermeyeceğimizi söyledik.”

