İran’a yapılan ABD-İsrail ortak saldırısı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ne derece Amerikan yönetimi üzerinde etkin olduğunu hatta Beyaz Sarayı rehin aldığını gösteriyor.
Umman Dışişleri Bakanı saldırıdan birkaç saat önce yapılan arabuluculuk faaliyetinin başarılı bir şekilde devam ettiği ve İran-ABD arasında görüşmelerin olumlu bir noktaya gelindiğini açıklaması herkesin nasıl uyutulduğunu gösteriyor.
Yani haftalardır Netanyahu Iran’a topyekun saldırı yapılması için ABD’ye bastırdığı ve buna karşılık İran’ı çevreleyen bölgede Amerikalıların askeri yığınak yapmasına rağmen diplomasiye ve barışçı çabalara fırsat verdiği görüntüsü vardı… Yani diplomasiye fırsat verilecek ama bu askeri hazırlıkların da dev boyutlara gelmesine de mani değil imajı verilmişti. Ama hal böyle değilmiş… Bilhassa İsrail diplomasiyi bir sis perdesi oluşturmak için kullanmış…
Ama Trump’ın Netanyahu’nun baskısına ve israrlarına daha fazla dayanamadığı görülüyor. Bu da hem Orta Doğu barışı için hem de Türkiye için endişe verici bir durum. Netanyahu her ne pahasına olursa olsun İran’ın askeri yapısının yok edilmesini istiyordu ve istediğini bu sefer gerçekleştirmeye çalışacağı görülüyor. Hatta Netanyahu bu son İran’a yapılan saldırı ile Orta Doğu’yu yeniden şekillendireceklerini söylüyor…
Buna karşılık Trump olaylara kendi kibirli ama bir o kadar abartılı tutumuyla yaklaşıyor. İran halkına “biz Mollalar rejimini askeri hava harekatımızla felç edeceğiz sizde elinizi taşın altına koyup bu rejimi ortadan kaldırın” diyor… Cesur ama silahsız İran muhaliflerinin fanatik Devrim Muhafızları ile nasıl baş edecek? Kendi aralarında bile bölünmüş bir Kürt hareketini ciddiye almak bile büyük hata…
Türkiye ise Netanyahu’nun ayak oyunlarına rağmen işi diplomasi ile halletmeye çalışan ülkeler arasında ve tabii ki hayal kırıklığına uğrayanların başında. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD-İran ortak saldırısını kınadı ve bunu “kabul edilemez” diye niteledi. Yani ciddi ciddi çok iddialı laflar eden Trump’ı karşısına aldı. Veya aldığı söyleniyor. Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde bunları bu şekilde söyledi mi bilinmez…

