Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama transatlantik köle ticaretinin “insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri” olarak resmen tanınması amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kuruluna sunulacak karar tasarısıyla uluslararası kamuoyunun dikkatini yeniden tarihsel adalet tartışmalarına çekti.
25 Mart “Uluslararası Kölelik ve Transatlantik Köle Ticareti Kurbanlarını Anma Günü” ile eş zamanlı gündeme taşınacak tasarı, Afrika kıtası ve diasporasının uzun süredir dile getirdiği “tazminat” taleplerini küresel diplomasi sahnesine taşıyacak.
Eski Gana Milletvekili ve Pan-Afrikancı düşünür Ras Mubarak AA muhabirine yaptığı açıklamada girişimi “tarihi bir ahlaki uyanış” olarak nitelendirdi.
Mubarak yaklaşık 400 yıl süren köle ticaretinin Afrika’dan 12,5 milyon insanın zorla koparılmasına yol açtığını hatırlatarak “Bu süreçte milyonlarca insan sadece köleleştirilmedi, aynı zamanda 2 milyondan fazlası Atlantik’i geçemeden hayatını kaybetti. Bu, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biridir.” dedi.
“Amaç sadece tazminat değil”
“Reparasyon” kavramının yalnızca maddi tazminatla sınırlı olmadığını vurgulayan Mubarak, bunun aynı zamanda tarihsel sorumluluğun kabulü, resmi özür, borç hafifletme ve kalkınma desteği gibi çok boyutlu bir süreci kapsadığını ifade etti.
“Bu, bir fiyat biçme meselesi değil. Kaybedilen hayatların karşılığı yok. Ancak bu sistematik sömürünün modern dünya ekonomilerinin inşasında oynadığı rolün kabul edilmesi gerekiyor.” diye konuşan Mubarak, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin bu konuda henüz yeterli siyasi iradeyi göstermediğini savundu.
Mubarak, Mahama’nın girişiminin Afrika Birliği (AfB) politikalarıyla da örtüştüğünü belirterek, Birliğin 2026-2035 yıllarını “Reparasyon için Eylem On Yılı” ilan ettiğini anımsattı.
Mahama’nın sunacağı karar tasarısına Karayip ülkeleri ve Brezilya’nın da destek verdiğini söyleyen Mubarak, Afrika ülkelerinin bu konuda ortak bir duruş sergilediğini dile getirdi.
Gana’nın sembolik rolü
Gana’nın tarihsel olarak Pan-Afrika hareketinin öncülerinden biri olduğuna dikkati çeken Mubarak, ülkenin bu süreçteki rolünü “sembolik ve stratejik” olarak tanımladı.
Mubarak, “Gana, köle ticaretinin en acı hatıralarının yaşandığı yerlerden biri. Bugün bu meseleye öncülük etmesi, hem tarihsel bir sorumluluk hem de küresel farkındalık açısından büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Mahama’nın BM’de gündeme taşıyacağı tasarının kabul edilmesinin zor olabileceği ancak küresel ölçekte tazminat tartışmalarını daha görünür hale getireceği görüşünde birleşiyor.
Mubarak ise sürecin uzun soluklu olacağını belirterek, “Bu bir başlangıç. Önemli olan bu meselenin artık görmezden gelinemeyecek olmasıdır.” şeklinde konuştu.
Mubarak, Mahama’nın girişimini, Afrika ve diaspora toplumlarının tarihsel adalet arayışında yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek kritik bir adım olarak değerlendirdi.
“En iyi ve en güçlü gençleri almaya geldiler”
Uluslararası İlişkiler, Diplomasi ve Güvenlik Analisti Irbard Ibrahim de transatlantik köle ticaretinin kökenine ilişkin, “Beyaz adamın Afrika kıyılarına ayak basmasından bu yana yaklaşık 400 yıl geçtiğini tahmin ediyorlar.” diyerek, bu sürecin yüzyıllara yayılan etkilerine dikkati çekti.
Ibrahim, transatlantik köle ticareti adının, milyonlarca yerli Afrikalının Afrika kıtasından alınıp Atlantik Okyanusu’nu geçerek “Yeni Dünya”ya götürülmesinden geldiğini anlattı.
“Yeni Dünya” kavramının Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfetmesiyle ortaya çıktığını söyleyen Ibrahim, bazı görüşlere göre Müslüman ve Arap denizcilerin Kolomb’un Amerika’yı keşfetmesinden önce Amerika kıtasına gittiklerini dile getirdi.
Ibrahim, dönemin ekonomik yapısına işaret ederek, “Genel olarak, o dönemdeki sistem yeterince mekanize olmadığı için, insan işgücüne ihtiyaç duyulan şeker kamışı tarlaları ve diğer büyük çiftlikler vardı. Dolayısıyla Afrikalıların transatlantik köle ticaretinden muzdarip olmasının ana nedeni, çiftliklerde ve yerine getirilmesi gereken diğer işlerde ucuz işgücüne ihtiyaç duyulmasıydı.” ifadelerini kullandı.
Afrikalıların özellikle hedef alındığını belirten Ibrahim, “Bu yüzden en iyi ve en güçlü gençleri almaya geldiler.” dedi.
Süreçte yerel aktörlerin rolüne de değinen Ibrahim, bazı Afrikalı geleneksel liderlerin de suçlu olduğuna işaret etti.
Bazı durumlarda insanların zorla götürülmediğini, Afrikalı şefler tarafından satıldığını vurgulayan Ibrahim, söz konusu ticaretin etkilerine ilişkin, “Afrikalıların ruhuna büyük zarar verildi, Afrika insan kaynağına büyük zarar verildi. Afrika altyapısına ve geleneklerine büyük zarar verildi.” diye konuştu.
Tazminat çağrısı
Hiçbir maddi karşılığın yeterli olmayacağının altını çizen Ibrahim, “Ne kadar para söz konusu olursa olsun bu acı telafi edilemez.” şeklinde konuştu.
Yine de transatlantik köle ticaretinin bir parçası olan Avrupalı ülkelerin tazminat ödemesinin önemli olduğuna dikkati çeken Ibrahim, “Hollandalılar, Yeni Zelandalılar, İngilizler ve Danimarkalılar gibi, Afrika’ya elbette Afrikalıların maruz kaldığı insanlık dışı muamele için bir tür tazminat ödemek zorunda.” ifadesini kullandı.
Ibrahim, modern Afrika liderlerinin de “yaklaşık 400 yıl boyunca uygulanan bu soykırım ve insanlık dışı muamele için” Avrupa ülkelerinin bir tür tazminat ödemesi gerektiği görüşünde olduğunu aktardı.
Irbard Ibrahim, sürecin uluslararası platforma taşınacağını vurgulayarak, “İşte Cumhurbaşkanı (Mahama), Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bu konuyu savunacak ve biz de sonucun olumlu olmasını umuyoruz.” dedi.

