Yetmez mi bu ‘mutlak butlan’ abuklukları
17 Nisan 2026

Ne kadar farkındasınız veya ne kadar takip ediyorsunuz bilmiyorum; Türkiye’nin damardan CHP’li kesimleri yeniden günlerdir bir “mutlak butlan” lafazanlığı içinde.

Bunun sebebi, geçen gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya üzerinden CHP ve liderliğiyle ilgili bir paylaşımı.

Erdoğan siyasi bir şey söyleyecekse söylüyor zaten ama sosyal medyadan öteki partilere çattığına pek tanık değiliz. O yüzden CHP mesajının sosyal medyadan gelmesi dikkat çekti, herkes bunun altında bir maksat aradı.

Mesela Fatih Altaylı neredeyse anında yazdığı yazısında bu açıklamanın CHP ile ilgili mahkemeden mutlak butlan kararının çıkmasının kesinleşmesi anlamına geldiğini yazdı, o kadar iddialıydı ki “Butlanınız hayırlı olsun” dedi yazısının başlığına.

Esasında eğer hukuka bakıyorsak, CHP ile ilgili zaten böyle bir davanın hiç olmaması gerekiyordu; çünkü mahkemenin böyle bir yetkisi yok.

Buna rağmen dava Asliye Hukuk mahkemesinde görüldü ve mahkeme CHP lehine karar verdi. Dosya şu an istinafta.

Ama aslında hukuktan konuşmuyoruz. Konuştuğumuz şey, mesela Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir talimat vererek bu davanın istinafta bozulmasını ve partinin kongresi için “mutlak butlan” kararı aldırtması.

Orada da bir karmaşa var: Çünkü CHP bu davaya konu olan kurultayından sonra iki tane daha kurultay yaptı. Hadi birini saymayalım, o olağanüstü kurultaydı ama ikinci kurultay olağan kurultay olarak yapıldı, yani parti bütün il örgütlerinde kongrelerini yaptı, yeni delegeler belirlendi ve o delegeler geldi parti üst yönetimini yeniden seçti. Dolayısıyla mahkemeden bir mutlak butlan kararı çıksa bile o karar bugünkü CHP yönetimiyle ilgili değil, geçmiş yönetimle ilgili.

İlla benzeteceksek, iki yıl önce ölmüş birini bir suçtan mahkum etmek gibi. Bir etkisi ve sonucu olmayacak bir karar.

Ne var ki, yeniden hatırlatayım biz hukuktan söz etmiyoruz; siyasi talimattan söz ediyoruz. Siyasi talimatın sanki hukuki bir kararmış gibi etki etmesinden söz ediyoruz.

Eğer öyleyse, zaten ört ki ölem.

Cumhurbaşkanı arzuladı diye hukuk tamamen ortadan kalkıyor, söyledikleri de kanun gibi uygulanıyorsa, bütün bu dedikodulara, bu telaşa, bunca lafazanlığa ihtiyaç yok.

Kemal Kılıçdaroğlu’na, Gürsel Tekin’e vs de ihtiyaç yok.

Hatta seçime bile ihtiyaç yok.

Soru şu: Bunu içe  sindiriyor, böyle lafazanlıkları reel siyaset kabul ed.ip ona göre konuşmayı, akıl yürütmeyi, tahminde bulunmayı normal kabul ediyor muyuz?

ÇOK OKUNANLAR