İrem Hanım merhaba,
Sevgilim benden 26 yaş büyük. Aramızda her şey güzel ama onun cinsel isteği biraz düşük. Benim enerjim malum, 27 yaşındayım, pilim full! O bazen destek için ilaç kullanıyor. Ama aklıma takılıyor: Ya ilişki sırasında kalp krizi geçirirse? Ben de o sırada acile mi koşacağım? Hem romantizm biter, hem travma kalır. Ne yapayım?
Değerli okurum,
İşte tam da bu yüzden “yaş farkı” dediğimiz şey önemli. Öncelikle şunu bil: İlaç kullanımı (malum mavi hap ailesi) doktor kontrolüyle olduğu sürece korkulacak bir şey değil. Ama kontrolsüz alırsa, işte o zaman “kalp krizi” ihtimali gerçekten bir acil servisin gerçeği olabilir.
Şimdi, sevgilinin isteğinin düşük olması sadece yaşla ilgili olmayabilir: Stres, yorgunluk, tansiyon, kolesterol derken libido da yokuş aşağı kayabiliyor. Senin görevin, pijamayla acile koşmaya hazırlanmak değil; birlikte doktora gitmek, ilaçların doğru dozda yazıldığından emin olmak. Yani sizin yaş farkında romantizminizin en güzel “ön sevişmesi” aslında bir check-up randevusu olabilir.
26 yaş farkınız var, eğer isteği düşükse, belki de ilişkinizi sadece yatak odasıyla sınırlamayıp başka alanlarda da doyuma ulaştırmanız gerekir: Beraber seyahat, kahkahalı sofralar, gündüz gözüyle şefkatli dokunuşlar… Bunlar da ilişkiyi besler. Kısacası: sevgilin ilacını kendi kafasına göre değil, doktorun reçetesine göre alıyorsa, sen gönül rahatlığıyla enerjini ortaya koyabilirsin. O yüzden önce sağlığa, sonra aşk oyununa…
Hayalimdeki adamın penis boyu “minimalist”
Merhaba İrem Hanım,
Ben 28 yaşında, bekar bir kadınım. Birkaç aydır görüştüğüm bir erkek arkadaşım var. Çok tatlı, anlayışlı, güldürüyor, seviyor, sahipleniyor. Yani hayalimdeki adam gibi. Ama bir sorun var: penis boyu… yani kibarca söylemem gerekirse ‘minimalist’! Ben şimdi ne yapacağımı şaşırdım. Bazen düşünüyorum, ‘böyle hayat geçer mi’ diye. Ama diğer yandan kalbi çok büyük. Acaba küçük penisle büyük aşk olur mu?
Değerli Okurum,
Bak, senin anlattığın tablo bana IKEA mobilyalarını hatırlattı: küçük ama işlevsel, doğru monte edilirse gayet iş görür! Toplumun kafasına kazınmış bir yanlış var: Büyük penis = büyük mutluluk. Oysa ki cinsellikte asıl mesele içerik.
Penis boyu sanıldığı kadar önemli değil; çoğu kadın vajinasının ön duvarında (yani girişe yakın bölgede) en çok uyarılır. Yani derinlik değil, doğru temas önemli. Oyun alanını genişletin. Seks sadece penis-vajina birleşmesi değildir. Eller, dil, oyuncaklar, fantaziler… Menüye çeşit eklemek mutfağı zenginleştirir. Öz güven ve iletişim en seksi şeylerdir. Erkek arkadaşınla “boy” meselesini dert etmeyip birlikte keşfe çıkarsan, ikiniz de daha keyif alırsınız. Seksin sihri, anatomiden çok enerjide gizli. Büyük penisli ama küçük kalpli çok adam gördük. Senin şansın, küçük penisli ama kocaman kalpli birine denk gelmen olabilir. Ve inan bana, kalp orgazmı boy orgazmından uzun sürer. Özetle: Küçük penis = ilişki engeli değildir. Sadece “yaratıcılık zorunluluğu” getirir. Seninki “minimal paket” değil, özel “koleksiyon” olabilir.
Pornoyla Kıyaslayan Koca
İrem Hanım, ben 32 yaşında, evliyim. Eşim sürekli porno izliyor. Yetmiyormuş gibi, ‘orada kadınlar böyle yapıyor, sen niye yapmıyorsun’ diye beni kıyaslıyor. İyice sinir olmaya başladım. Ben oyuncu değilim ki film çekeyim! Bu işin sonu nereye gider?
Değerli okurum,
Kocan belli ki “National Geographic” belgeselini izleyip ilk uçakta safariye çıkabileceğini sananlardan. Oysa porno, gerçek hayattan çok uzak bir kurgu. Işıklar, kamera açıları, montaj ve hatta ilaç destekli performanslar… Yani yatak odası değil, set odası!
Şunu bilmeni isterim: porno izlemek tek başına sorun değil, ancak partnerini kıyaslama ve gerçekliği oraya taşımaya kalkmak ciddi bir problem. Çünkü pornoda gördüğün sahneler çoğu zaman: Erkeklerde yapay şekilde uzatılmış ereksiyonlar (performans ilaçlarıyla), kadınlarda abartılı orgazm taklitleri, saatler süren çekimlerin montajla “10 dakikalık mucizeye” indirgenmesi.
Yani senin kocan aslında “Marvel filmi izleyip sen neden uçmuyorsun?” diye soruyor.
Peki ne yapabilirsin? Ona açıkça “Ben porno setinde değilim, gerçek hayattayız” de. İletişim, cinsel uyumun ilacıdır. Mizahı kullan: “Oradaki erkekler 3 saat dayanıyor, sende kronometre var mı?” diyerek durumu tersine çevirebilirsin. Seks oyunlarını keşfedin: Porno sahnelerini kopyalamak zorunda değilsiniz ama bazen küçük fantezi eklemeleri ilişkinize renk katabilir. Gerekirse destek alın: Porno ile kıyaslama saplantıya dönüyorsa, bu noktada seks terapisi veya çift terapisi çok faydalı olur. Çünkü asıl mesele, seksten ziyade ilişkide doyum.
Unutma: Porno, fast food gibidir; hızlı tüketilir, iştah açar ama tek başına sağlıklı besin değildir. Gerçek cinsellikse sofrada uzun uzun keyifli yemek yemektir. Ve doyum, en iyi partnerle alınır, ekranla değil.