Bakan Kacır, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde (UEZ 2026) yaptığı konuşmada küresel gelişmelere değindi.
Türkiye’nin küresel ticaretteki payını yüzde 0,55’lerden yüzde 1,07’ye yani iki misline, küresel üretim katma değerindeki payını yüzde 0,69’dan 1,38’e çıkarmayı başardığını bildiren Kacır “Türkiye, 2002’de sadece 41 milyar dolar imalat sanayi katma değeri üretebilmişti. Geçtiğimiz yıl Türk sanayisi, 246 milyar dolar katma değer oluşturdu. 2002’den 2025’e 23 yıl geçti, dünya çok değişti. Ama dünyanın hızıyla gitmiş olsaydık, biz ancak 123 milyar dolar sanayi katma değeri üretmiş olacaktık. Yani ortaya koyduğumuz daha ileri performans sayesinde bunun tam iki misli 246 milyar dolar imalat sanayi katma değer üretmeyi başardık.” diye konuştu.
Kacır, sektörlerin ihracat kabiliyetine işaret ederek, askeri insansız hava aracı pazarının küresel düzeyde üçte ikisinin Türk firmalarının elinde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin pek çok başlıkta Avrupa’da ilk 5 üretici ülke arasında olduğuna dikkati çeken Kacır, gelecek dönemde atılacak adımlarla üretim kabiliyetlerini daha ileri seviyelere çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Avrupa’nın en büyük sanayi ülkelerinin halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kaldığını aktaran Kacır “Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin 2020 yılı ocak ayının halen yüzde 3 daha aşağısındadır. İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısındadır. Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı ocak ayının, yani bugünden 6 yıl öncesinin halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayi üretim düzeyi 2020 yılı ocak ayının, yani pandemi öncesinin yüzde 31 daha yukarısındadır.” ifadelerini kullandı.
“Çin’den sonra rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkeyiz”
Kacır, Türkiye’nin kurduğu güçlü sanayi altyapısı ve elde ettiği üretim, teknoloji, AR-GE, inovasyon ekosistemindeki dinamizm ve girişimciler sayesinde salgın döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başardığının altını çizerek, bu hikayede teknoloji seviyesinde elde edilen kazanımların büyük payı olduğunu dile getirdi. Geçen yıl 112 milyar dolar teknoloji seviyesi yüksek ve orta-yüksek düzeyde olan ürün ihracatı yapıldığını aktaran Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“2025 yılı ihracatımıza baktığımızda, yüksek teknolojili ürünlerde yüzde 12,5, orta-yüksek teknolojili ürünlerde yüzde 10,6 artış yakaladığımızı görüyoruz. Son 5 yıla baktığımızda, Türkiye’nin ihracattaki artışının tamamının yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerden geldiğini de ifade edebiliriz. Türkiye’nin ürün portföyü çok genişledi, rekabetçi olarak ihraç ettiğimiz ürün sayısı çok arttı ama bunun da ötesinde sahip olduğumuz coğrafi konumu, doğru lojistik yatırımları, bağlantısallık adımları sayesinde etkin şekilde değerlendirmeyi başardık ve rekabetçi olarak ihracat yaptığımız ülke sayısını 30 yıl öncesinin 2 mislinden daha ileri seviyeye taşıdık. Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu.”
“Milli gelirin yüzde 1,5’ini AR-GE’ye ayırdık”
Kacır, milli gelirin yüzde 1,5’ini AR-GE’ye ayırdıklarını, bu oranın Avrupa’da önde gelen sanayi ülkeleriyle benzer seviyelerde olduğunu anlatarak, araştırma geliştirmeye ayrılan kaynağın 20 milyar dolara eriştiğini kaydetti.
Türk özel sektörünün her yıl 14 milyar dolara yakın araştırma, geliştirme yatırımı yaptığını aktaran Kacır, öte yandan 1 yılda yapılan patent başvuru sayısının 11 binleri aştığını ve 114 teknoparkta 12 bin 800’den fazla teknoloji girişiminin AR-GE ve inovasyon odaklı çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. Bu başarı hikayesinde benzer ülkelerden ayrışılan temel unsurlardan birinin savunma sanayisi olduğunun altını çizen Kacır, şöyle devam etti:
“23 yıl öncesine döndüğümüzde, Türkiye’de tüm savunma ve havacılık sektörümüzün yılda 1 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük taşıdığını görürken, şimdi yılda 20 milyar doların üzerinde bir satış geliri elde ediyor Türk savunma ve havacılık sektörü. İhracatımız 248 milyon dolardan 10 milyar doların üzerine çıktı. Türkiye, savunma ve havacılık ihracatında dünyada 11. sıraya yükseldi. Halihazırda 1400’den fazla araştırma geliştirme projesi, Türk savunma sanayisi tarafından icra ediliyor ve 150 milyar dolara yakın bir sözleşme büyüklüğüyle aslında gelecek 20 yılı hedefleyen bir perspektifle savunma ve havacılık sektörü büyümesini sürdürüyor.”
“Savunma ve havacılık sektöründeki başarılar altın tepside sunulmadı”
Kacır, bu yolculuğun Türkiye açısından kolay olmadığını, savunma ve havacılık sektöründe elde edilen başarıların başkaları tarafından altın tepside sunulmadığını söyledi. Türkiye’nin bütün alt sistemleri çekirdek teknolojilerine kadar çoğu zaman kendi imkanlarıyla geliştirdiğini anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“Bu elbette projelerimizin süresini belki uzattı, belki maliyetlerimizi artırdı ama nihayetinde bize öyle bir kabiliyet kazandırdı ki şimdi Türk savunma sanayisi harp paradigmasını değiştiren pek çok unsurda dünyada ilk 5 ülke arasına girmiş oldu. Bütün bu zorluklar aslında yeni nesil savunma sanayisi teknolojilerinde Türkiye’nin pek çok emsal ülkenin tek başına sahip olmadığı bir kabiliyet seviyesine erişmesini beraberinde getirdi. Hedefimiz, bir yandan savunma sanayisinde bu yolculuğu güçlü şekilde sürdürürken, 1400’den fazla projeyi başarılı şekilde nihayete erdirme gayretine devam ederken, bir yandan da bütün bu imkan ve kabiliyetleri sanayinin diğer sektörleriyle daha etkileşimli hale getirebilmek.”

